Esra Savaş

Esra Savaş
@TQueen_zihingecidi
"Kitapların huzurverici dünyasında yepyeni yelkenler açtığım zihin geçidime hoş geldiniz."
Öğrenci
AİÇÜ- English Translation and İnterpreting
48 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı

Esra Savaş

, bir kitap okudu
9/10
·214 syf.··
2025 18. kitabı
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
8.4/10 · 54,6bin okunma
Reklam
Satranç
10/10
·83 syf.··
2025 17. kitabı
Bu kitabı okuduğumda, sadece bir satranç oyunu değil, insan zihninin en derin karanlıklarına inen bir yolculuk yaşadım. Stefan Zweig, yine o muazzam psikolojik derinliğiyle, insanın yalnızlığa ve çaresizliğe nasıl hapsolduğunu gözler önüne seriyor. Dr. B.’nin hikâyesi, aslında bir insanın fiziksel işkenceden çok, zihinsel bir işkenceyle nasıl çökertilebileceğini anlatıyor. Nazi rejimi tarafından bir otel odasına kapatılan ve insan teması olmadan aylarca hapsedilen Dr. B., bir satranç kitabı sayesinde hem hayatta kalıyor hem de yavaş yavaş aklını kaybediyor. Bu durum beni en çok etkileyen noktalardan biri oldu: Bilgi kurtarıcı olabilir ama aynı zamanda yıkıcı da olabilir. Kitap boyunca, satrancın sadece bir oyun olmadığını, aslında bir savaş, bir zeka mücadelesi ve bazen de bir delilik sınavı olduğunu gördüm. Zweig, insan psikolojisini öyle ustalıkla işliyor ki, Dr. B.’nin iç dünyasındaki gelgitleri okurken adeta ben de onunla birlikte o daracık otel odasına hapsolmuş gibi hissettim. Rakibi olan dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic’in zekâsı mekanik ve duygusuzken, Dr. B.’nin dehası duygularla, korkularla, yalnızlıkla yoğrulmuş. Bu iki karakterin satranç tahtasında değil, aslında insan doğasının iki farklı yüzü olarak karşı karşıya geldiğini düşündüm. Kitabın en çarpıcı yanı ise, Zweig’in bu romanı yazdıktan kısa bir süre sonra eşiyle birlikte intihar etmesi. Bu eser, sadece bir hikâye değil, yazarın zihnindeki umutsuzluğun ve dönemin getirdiği çaresizliğin bir yansıması gibi. Kitap bittiğinde içimde garip bir ağırlık vardı. Satranç oynamayı bilen biri olarak oyuna farklı bir gözle bakmaya başladım. Artık bu sadece taşların hareketi değil, insan ruhunun en derin çırpınışlarını anlatan bir metafor gibi geliyor bana.
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,5bin okunma
ROMEO VE JULIET
8/10
·133 syf.··
2025 16. kitabı
Her okuduğumda aynı soruyu soruyorum: Romeo ve Juliet gerçekten bir aşk hikâyesi mi, yoksa gençliğin gözü kara bir çılgınlığı mı? Shakespeare’in en ünlü eserlerinden biri olan bu trajedi, aşkın en saf ve en yıkıcı hâlini anlatıyor. Ama bana kalırsa, her zaman romantize edildiği kadar masum değil. Romeo ve Juliet’in hikâyesi, birbirine düşman iki ailenin çocuklarının birkaç günde yaşadığı tutkulu bir aşkın ve trajik bir ölümün hikâyesi. İlk bakışta, her şeyi göze alan, uğruna ölünecek bir aşk gibi görünüyor. Ama işin içine biraz daha derinlemesine bakınca, bu hikâye daha çok aceleye gelmiş, düşünmeden alınmış kararların ve gençliğin kontrolsüz duygularının bir sonucu gibi duruyor. Romeo’nun, hikâyenin başında başka bir kadına (Rosaline) aşkla yanıp tutuştuğunu ama birkaç sahne sonra Juliet’i görür görmez ona âşık olduğunu unutmam mümkün değil. Bu gerçekten aşk mı, yoksa ilk görüşte etkilendiğimiz birine takılıp kalmak mı? Birkaç saatlik tanışıklıkla evlenmek, birkaç gün içinde ölümüne kararlar almak ne kadar mantıklı? Romeo’nun aşkı, çoğu zaman sevdiğinden çok, aşkın kendisine duyduğu tutku gibi geliyor bana. Juliet ise Romeo’ya kıyasla daha olgun görünüyor ama o da gençliğin getirdiği duygusal dalgalanmalar içinde savruluyor. Henüz on üç yaşında ve aşkı, hayatı, dünyayı yeni yeni keşfediyor. Ama içinde yaşadığı baskıcı toplum, ona kendi hayatını yaşama şansı tanımıyor. Belki de Romeo’ya olan aşkı, sadece bu kısıtlamalara bir başkaldırı. Yine de Shakespeare’in büyüsü burada devreye giriyor. Evet, bu aşk mantıklı değil, evet, belki de daha çok bir delilik. Ama yine de okurken, Romeo’nun her sözüne, Juliet’in her iç çekişine kapılmamak mümkün değil. Shakespeare, kelimeleriyle aşkı o kadar güzel anlatıyor ki, gerçekte bu kadar yıkıcı bir aşkı asla istemeyecek olsam
Edebiyat
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,8bin okunma