Her şeyi paylaşıyorduk. Şarkıları, gitarları, kitapları, cep harçlıklarını, plakları, uyuşturucuları, yiyecekleri, yataklarımızı.... Tek bir şey vardı paylaşmadığımız: Hüzün. Herkesin hüznü kendineydi.
İnsan bu kadar tam iken gene de hala eksik hissedebilirmi? Ya da mutluyken kederli de olabilir mi? Gündüzlerim bu kadar parlak, tatminkar ve noksansız iken, başarıdan başarıya mertebeden mertebeye yükselirken, nedendir her gece rüyamda yana yakıla birini arayışım?