“Allah Rahme yani ana rahmine dedi ki: Seninle bağlantı kuranla bağlantı kurarım. Seninle olan bağlantısını koparandan bağlantımı keserim”. Arşta asılı duran Rahim der ki : “ Benimle irtibat kuranla Allah irtibat kurar. Benimle olan irtibatını kesenden Allah irtibatını keser”(Müslim, Birr,6). “Ana Rahmi Rahman sözcüğünden türemiştir. Ana rahmiyle ilişki kuranla Allah ilişki kurar. Onunla ilişkisini kesenden Allah ilişkisini keser”(Tirmizi, Birr,16) mealindeki hadisleri yorumlayan Muhyiddin Arabî şöyle der : “ Bütün bağlar, ilişkiler, nesepler ve akrabalıklar ana rahmi sayesinde gerçekleşir. Allah ile kulu arasındaki ünsiyet, yani Allah’a kul olma ilişkisi de rahim( ana rahmi) sözcüğünün kökü olan rahman sayesinde gerçekleşir. Rahman karşısında rahim hangi konum da ise erkek karşısında da kadın o konumdadır. Rahim sözcüğü Rahman’ın türevi (dalı, budağı) olduğu gibi kadın da erkeğin dalı budağıdır. Havva Âdem’in bir türevi olduğu için aralarında sevgi ve merhamet vardır (Rum Suresi/30:21). Bu, Rahman(Allah)la rahim (ana) arasındaki sevgiye ve merhamete işaret eder. Bundan dolayı “sılayı rahmi” yani aynı rahimden meydana gelenlerin “sıla-i rahim” yapmaları emredilmiştir. Sevgi, doğum sonucunu getiren nikâh sebebidir. Rahmet, eşlerin birbirine duydukları özlemdir, birlikte olma arzusudur. Kadın açısından parçanın bütüne, dalın köküne, garibin vatanına duyduğu hasret ve özlemdir bu. Erkek açısından ise bütünün parçasını, kökün dalını arzulaması ve ona kavuşma isteğidir. Kök dalını arzular, zira onunla devam eder, onunla tamam olur. Erkek de ancak kadınla tamam olur. Aksi halde eksik kalır. Sevgi ve rahmet sayesinde bütün parçayı, parça bütünü arar, bulur, onunla bütünleşir, kaynaşır. Bu kaynaşma erkeğe babalık, kadına annelik vasfını kazandırır”.
Muhyiddin Arabî, kadını