Mihail Şolohov'un 4 ciltten oluşun bu eserini cilt cilt değil de bir bütün olarak anlatmak daha uygun olacağını düşündüğümden direkt konuya geçmek istiyorum.
İlk cilt , Don Nehri etrafında yaşamlarını sürdüren kazak köylülerinin yaşam tarzlarını, köy yaşamını, insan ilişkilerini, aşk maceralarını anlatarak okuyucuya kazak halkını canlı tablolar halinde anlatıp okuyucuya kazak halkını iyice benimsettikten sonra yavaş yavaş 1. dünya savaşının ayak seslerini bizlere duyuruyor. İkinci ciltte de 1. dünya savaşı başlangıcı, Çarlık yönetimin yıkılmasına sebep olan Şubat ve Ekim devrimleriyle birlikte savaşın insan psikoloji üzerinde bıraktığı etkiyi anlatıyor. Üçüncü ciltte Bolşevik devriminden sonraki kazakların bağımsız bir Don'un hayaline kapılarak yaşamış oldukları iç savaşı anlatıyor ve bu savaş sonrası barışa açlık duyan kazakların özlemini dile getiriyor. Dördüncü ciltte ise iç savaşın sona ermesiyle birlikte evlerine dönen kazakların hem savaşta hem de eve dönüşte yaşadıkları zorlukları anlatıyor. Kitap içeriğini en kısa olarak bu şekilde özetleyebilirim. Ben kitabın konusunu detaylı atlatmaktan taraftar değilim. Bende bıraktığı duyguyu, etkiyi anlatmaktan yanayım zira içerikle ilgili arka kapakta da bilgiler var zaten ve bu bizi alakadar etmiyor bizi, kitabın bizim zihin dehlizlerimizde bıraktığı aydınlık izler alakadar ediyor. Gelin onlara geçelim.
Eserin ana karakterleri Gregor, Aksinya ve Gregor'un babası Melehov gibi duruyor ama bunlar değil ana karakter , ana karakter Don nehri zira mutluluk, sevinç, aşk, acı, keder, savaş, yaşam ve ölüme tanıklık ediyor. Ah şu Don nehrinin dili olsa da dile gelse demiyoruz çünkü yazarımız Şoholov tek kelimeyle mükemmel bir tasvir yeteneğiyle okuyucuya Don nehri gözünden tüm yaşanmışlıkları iliklerimize kadar