Not: Diğer incelemelerde gördüğüm yorumlar üzerine şunu belirtmek istiyorum. Bu roman yazarın “Bir Cinayet Romanı” kitabının bir devamı niteliğinde. Ayrıca yazarın “Yarın Yarın” adlı romanında yer alan karakterler de önemli bir yer işgal etmekteler. Dolayısıyla bu iki kitabı okumayanlar için zaten anlaşılması zor olan bu roman daha da anlaşılmaz bir hal alacaktır.
Pınar Kür’ün anlatımını, dilini, konularını ve bu konulara yaklaşımını çok beğeniyorum. “Sonuncu Sonbahar”da bu noktalarda oldukça tatmin edici. Bunlarla birlikte romanın kurmaca yapısı da oldukça başarılıydı.
Yazar “Bir Cinayet Romanı”nın karakterlerini bu romanda yine biçimsel ve kurgusal olarak çok farklı bir maceraya sokmuş. Akın’ın Emin’i gazetedeki bir cinayeti çözmeye yönlendirmesi ve Emin’in bu işe girişmesi romanın üst yapısındaki ana konuyu oluşturuyor. Ancak romanın alt katmanlarına inildiğinde roman içinde roman, üstkurmaca, parodi, bilinçakışı, romanın yazılış anına tanık olma gibi tekniklerin de etkisiyle oldukça karmaşık ve girift bir yapı ile karşılaşıyoruz.
*spoiler*
Romanda yaşanacakların bir plan olması ancak bu planların bir taslak halinde olması ve bu taslağı hazırlayan kişi ile roman boyunca bize eşlik eden anlatıcının katillerinin farklı olması romanın en dikkate değer yönüydü. Üstkurmaca olarak kurgulanan bu yapı ile anlatıcının tüm hareketlerinin aslınsa önceden kurgulanmış olduğunu görüyoruz. Her şey önceden belli miydi derken bundan asla emin olamıyoruz.
*spoiler sonu*
Okurun dikkati üzerine kurulu ve pek çok şeyi okura bırakması, romanın yazılış aşamalarına tanık olmamız, teknik açıdan pek çok yenilik içermesi ve özgün olması gibi pek çok özelliği ile bu roman kesinlikle okunmaya değer. Konusu ve teknik yapısı dışında dil, üslup, anlatım gibi unsurları da romanı yükselten