Hakan Çoban

Hakan Çoban
@Tembel_Okur
İnstagram: tembel_okur_
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 14:31
Boyalı Peçe bir Madame Bovary, bir Anna Karenina ya da bir Jane Eyre tadı veren bir roman. Bu romanın adını andığım diğer romanlardan farkıysa daha doğrudan anlatımlı bir roman olması. Roman herhangi bir karakter tanıtımına girmeden, bir ön hazırlık yapmadan direkt konuya giriyor. Kitty adlı genç bir kadının karakter olarak kendisiyle hiç uyuşmayab kocası Walter’ı aldattığı bir sahneyle başlıyor roman. Yazar Kitty’nin geçmişine ve Walter ile olan evliliğine daha sonra dönüyor ve bu geçmiş hikayesi her şeyiyle 20 sayfada aktarılıyor. Yani yazar geçmişe ve nedenlere değil geleceğe ve ne olacağına odaklanıyor. Walter’ın aldatıldığını anlaması ve sonrasında bunu Kitty’ye söylemesi ile karakterlerin ruhsal dünyalarına giriş yapıyoruz. Kadını da erkeği de haklı bulmayan, yaşananları her yönüyle alan yazar bir ruhsal çözümleme ve dönüşüm portresi sunuyor. Kitty’nin zihinsel evrimini kocasını sevme şeklinde klişe bir sona erdirmeden; bir zihinsel olgunluğa ulaşma ve ruhsal tamamlanma şeklinde ele alınıyor. Dili bakımından da kolay okunan ve mesajını net veren bir roman Boyalı Peçe. Taraf tutmayan, yargılamayan bir roman. Okura dolayımsız aktaran ve yorumu da yargıyı da okura bırakan bir roman.
Alıntı
Boyalı PeçeW. Somerset Maugham · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20163,653 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 14:12
İbrahim'in Kaybettiğini Bulmasıdır son zamanlarda okuduğum en "dolu" kitaplardan biri. Güray Süngü'nün kendine has üslubuyla oluşturduğu bu metin -bence- Türk edebiyatının en donanımlı postmodern romanlarından biri olmaya aday. İlk olarak romanın adına odaklanmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Yazar daha kapağı açmadan bazı soru işaretleri ve ipuçları veriyor bize. İbrahim kim? İbrahim'in kaybettiği "şey" nedir? Akla gelen ilk sorular bunlar olmakla birlikte "bulmasıdır" kelimesi bize bir arayış hikayesi okuyacağımızın da ipucunu verir. Ayrıca kelimedeki "-dır" çekimi daha masalsı bir yapının, belki bir mesel anlatısının da izlerini taşır. Romanın adındaki bir diğer merak unsuru ise sanki bu adın bir önü ve arkası olması gerektiği hissini uyandırıyor oluşudur. Sanki bu ad, daha uzun bir cümlenin, paragrafın içinden çekilip alınmış ve bir yarımlık, eksik kalmışlık hissi uyandırmaktadır. Romanın genel kurgu yapısına baktığımızda ilk olarak Süngü'nün romanını incelikli bir şekilde kurduğunu ve yazdığı hiçbir şeyi boşuna yazmadığını, tüm karakterleri ve olayları incelikle bir araya getirdiğini görmenin mümkün olduğunu söylemek gerekir. Roman en temelde "İbrahim adlı karakterin kendi hayatını aramasını" anlatıyor demek mümkün. Tabii bu fazlasıyla yüzeysel ve genel bir açıklama. Bu açıklamadan yola çıkarak romanı biraz daha derinlemesine ele aldığımızda şunları söylemek mümkün: İbrahim, -muhtemelen- beyaz yaka bir işte çalışan, iyi para kazanan "modern birey" diyebileceğimiz birisidir. Yanında birilerini pek görmediğimiz için onun yalnız biri olduğunu söylemek de mümkündür. Romanın henüz başında İbrahim serçe parmağında bir leke görür ancak bunun çok üstünde durmaz. Ancak bu leke yıkansa da çıkmaz ve giderek de yayılır ve göz ardı edilemeyecek hal alır. Bu "leke" temelde İbrahim'in hayatındaki gözle
İbrahim'in Kaybettiğini BulmasıdırGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2022733 okunma
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2024 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2024 00:00
Öncelikle bu kitabı henüz okumamış olanlar için bir uyarı yapmak istiyorum. Elinizdeki bu kitap yazarın postmodern polisiye serisinin son kitabıdır. Öncelikle Bir Cinayet Romanı ve Sonuncu Sonbahar romanlarının okunmasında büyük fayda vardır. Bu iki kitap okunmadan da okunabilir ancak son bölüm sizin için hiçbir anlam ifade etmez ve "sonunu beğenmedim", "hiçbir şey anlamadım", "beklentilerimi karşılamadı" gibi bir sonuca varabilirsiniz. Bu uyarının ardından romana geçebiliriz. Not: İnceleme içerisinde tatkaçıran / spoiler yer almaktadır. "Cinayet Fakültesi", "Sonuncu Sonbahar" kitabının on yıl sonrasında geçmekte. Emin Köklü üniversiteden emekli olup bir Ege kasabasına yerleşmiş ve sakin, sıkıcı bir hayat sürmektedir. Burada "şans" eseri tanıştığı, eski öğrencisi olan (?) Narin ile bir yakınlaşmanın eşiğindedir. Bir gün önceki iki kitapta kendisine yardımcı olan Haydar Bilir ile yine tesadüfen (?) karşılaşır. Haydar Bilir de emeklilikten sıkılmıştır ve gazetede gördüğü birbiriyle bağlantılı görünen cinayetleri Emin'e gösterir ve ikili bu haberler üstüne düşünerek bir cinayet çözme oyunu oynamaya karar verir. Ancak bu oyunun gerçeğe dönüşmesi kaçınılmazdır. Bir gece Emin'in kapısına perişan halde gelen Narin yeğeninin öldürüldüğünü söyler. Öldürülen yeğen Emin ve Haydar'ın üstüne düşündükleri cinayetlerin birindeki Melek Tucker'dır. Böylece Emin, Haydar ve Narin İstanbul'a giderek olayı derinlemesine araştırmaya karar verir. Bu olay esnasında Emin ve Narin arasında bir yakınlaşma olur. Emin ve Haydar bir özel üniversite içinde araştırmalarını sürdürürler. Burada olayların gelişimine ve yaşananlara detaylıca girmeyeceğim ancak romanın tahlili için son bölüme değinmek zorundayım. Son bölümde olaylar sonuca bağlandıktan ve cinayetler çözülüp katil belli olduktan sonra Emin bir karakterle
Cinayet FakültesiPınar Kür · Can Yayınları · 2017336 okunma
Hangisi gerçek sen karar ver!
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2024 42. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2024 22:21
Not: Diğer incelemelerde gördüğüm yorumlar üzerine şunu belirtmek istiyorum. Bu roman yazarın “Bir Cinayet Romanı” kitabının bir devamı niteliğinde. Ayrıca yazarın “Yarın Yarın” adlı romanında yer alan karakterler de önemli bir yer işgal etmekteler. Dolayısıyla bu iki kitabı okumayanlar için zaten anlaşılması zor olan bu roman daha da anlaşılmaz bir hal alacaktır. Pınar Kür’ün anlatımını, dilini, konularını ve bu konulara yaklaşımını çok beğeniyorum. “Sonuncu Sonbahar”da bu noktalarda oldukça tatmin edici. Bunlarla birlikte romanın kurmaca yapısı da oldukça başarılıydı. Yazar “Bir Cinayet Romanı”nın karakterlerini bu romanda yine biçimsel ve kurgusal olarak çok farklı bir maceraya sokmuş. Akın’ın Emin’i gazetedeki bir cinayeti çözmeye yönlendirmesi ve Emin’in bu işe girişmesi romanın üst yapısındaki ana konuyu oluşturuyor. Ancak romanın alt katmanlarına inildiğinde roman içinde roman, üstkurmaca, parodi, bilinçakışı, romanın yazılış anına tanık olma gibi tekniklerin de etkisiyle oldukça karmaşık ve girift bir yapı ile karşılaşıyoruz. *spoiler* Romanda yaşanacakların bir plan olması ancak bu planların bir taslak halinde olması ve bu taslağı hazırlayan kişi ile roman boyunca bize eşlik eden anlatıcının katillerinin farklı olması romanın en dikkate değer yönüydü. Üstkurmaca olarak kurgulanan bu yapı ile anlatıcının tüm hareketlerinin aslınsa önceden kurgulanmış olduğunu görüyoruz. Her şey önceden belli miydi derken bundan asla emin olamıyoruz. *spoiler sonu* Okurun dikkati üzerine kurulu ve pek çok şeyi okura bırakması, romanın yazılış aşamalarına tanık olmamız, teknik açıdan pek çok yenilik içermesi ve özgün olması gibi pek çok özelliği ile bu roman kesinlikle okunmaya değer. Konusu ve teknik yapısı dışında dil, üslup, anlatım gibi unsurları da romanı yükselten
1000Kitap
Sonuncu SonbaharPınar Kür · Can Yayınları · 2017222 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2024 41. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2024 08:48
Kasetlerden müteşekkil yarı gerçek yarı uydurma bir hayat hikâyesi: Merhume. Not: Kitabın ortalama puanını düşük bulup veya incelemeleri okuyup bu kitabı es geçmeyin. Eminim ki pişman olmayacaksınız. Roman Agatha Cristie’nin polisiyelerinde görülen bir karakterler ve ipuçları tablosuyla başlıyor. Bu da doğal olarak okurda bir polisiye, bir macera romanı okuyacağı hissi uyandırıyor. Ancak romanın içine girdiğimizde polisiye unsurları görsek de takip edilecek bir polisiye hikayeyle karşılaşmıyoruz. İlk bölümde edebiyat eleştirmeni olan Evren Tunga’nın bıraktığı 14 kaset kaydının deşifre edilmesini okuyoruz. Kasetlerim “A” yüzleri daha çok geçmişte yaşanmış olayları, küçük bağımsız hikayeleri (Bu hikayeler ironik ve parodik özellikler gösteriyorlar ve üstü kapalı eleştiriler barındırıyorlar. Ayrıca romana çerçeve anlatı özelliği de kazandırıyorlar.) anlatıyor bize. “B” yüzlerinde ise çoğunlukla Hafiye Hilmi Şerbet ve Davut ile Alper Kenan’ın güncelde yaşadıklarına odaklanılıyor. Kaset bölümleri bir sona bağlanmadan bitiyor ve her şeyin havada kaldığı bir şekilde diğer bölüme geçiyoruz. “Defterden” adlı bölümde yazar Yusuf Sertoğlu’nun içinde bulunduğu durumu, Evren Tunga ile olan ilişkisini ve Evren’in evinde kasetleri yazıya geçirmesini okuyoruz. İlk bölümde havada kalan kısımlar burada yerli yerine oturuyor. Bazı noktalar ise bilerek havada bırakılıyor. Ayrıca Evren ve Yusuf arasında kasetlerin yazılmasıyla ortaya çıkacak roman hakkında yapı, dil, konu gibi hususlarda konuşmalar yaşanıyor. Tüm bunlardan varacağımız sonuç: Elimizde postmodern bir roman var. İkinci bölüm, romanın yazılış hikayesi ve Yusuf’un müdahaleleri ile bir üstkurmaca yapısı ortaya çıkarıyor. Elimizdeki “Merhume” adlı roman Evren’in düzenlenmiş, müdahale edilmiş ses kayıtları ve Yusuf’un
Edebiyat
MerhumeMurat Uyurkulak · April Yayıncılık · 2017633 okunma