Büyükler sayıları sever. Onlara yeni bir arkadaştan bahsetdiğinizde size asla işin aslıni sormazlar.Hiçbir zaman, "Sesinin tonu neye benziyor?En sevdiği oyunlar hangileri? "Kelebek koleksiyonu yapiyor mu? demezler. “ Kaç yaşında? Kaç kardeşi var? Kac kilo?Babası ne kadar kazanıyor? “ diye sorarlar. Sadece bunları bildiklerinde arkadaşınızı tanıdıklarını sanırlar.
Eğer büyüklere “Pembe tuğladan,pencerelerinde sardunyalar ve çatısında
güvercinler olan çok güzel bir ev gördüm," derseniz o evi hayal etmeyi beceremezler. Onlara “ Yüz bin franklık
bir ev gördüm “ demek gerekir. O zaman “ Ne kadar güzelmiş! “ diye bağırışırlar.
" Insanlar kendilerini öldürmeye niye cesaret edemiyor? Bunu yapmalarini engelleyen ne? 2 şey sadece 2 sebep.Bir tanesi çok küçük diğeri çok büyük. Ama küçük olan bile çok büyük..Küçüğü acıdir.Büyük olanı da Tanridir.Tanri nedir biliyormusunuz? Tanrı ölüm korkusundaki acıdir"
Kitabi okumadim ama 1966 yilinda Sovet Rusyasinda basariyla cekilmis filmini seyretdim..muhtesemdi..kisa zamanda bu oykuyu de gozden geciricem..kitabi okuyanlar filmini mutlaka izlesin.
"Bunu öylece izleyip şunu diyebilene yazıklar olsun; Ahmak kız!Zamana bırakıp bekleseydi eğer,bu keder sönüp giderdi,onu mutlu edecek başkası onu bulurdu,-bu da sanki şunu söylemek gibi;Aptala bak,ateşi çıktığı için ölüyor,iyileşmeyi bekleseydi,enerjisi yerine gelseydi,kanındakı kargaşa dinginleşirdi,her şey daha iyi olurdu ve bugüne kadar yaşardı."