Canlanmaya, mutluluk duymaya başlıyorum. Şaşılacak bir şey değil bu. Bulantının küçük bir mutluluğu. Yapışkan bira birikintisinin, bizim çağımızın (mavi askılar, çökük banketler çağının) dibinde uzayan mutluluk. Bu mutluluk, yağ lekesi gibi genişleyen kocaman yumuşak anlardan kurulmuştur. Doğar doğmaz eskiyiverir. Onu yirmi yıldır tanıdığımı sanıyorum.
Yanılmıyorsam, üst üste yığılan bu işaretler, hayatımın yeniden alt üst olacağını gösteriyorsa doğrusu korkuyordum. Korku, hayatımın serüvenli, dolgun ve değerli olduğundan değil. Ortaya çıkacak olandan, beni avucunun içine almasından, sürüklemesinden (Kim bilir nereye?) korkuyorum.
Kendi hedefime varmak istiyorum, kendi yolumda ilerliyorum; tereddüt edenlerin ve ağırdan alanların üzerinden atlayacağım. Benim yolum onların batışı olsun.