Tuğba Aycan

Tuğba Aycan
@Tugbaaycan
Fizikçi, Anne ve Eş Okur, gezer, öğretir ve öğrenir Mutlu olur, mutlu eder Fotoğraf çeker, fotoğraf çekinir Müzik dinler, kahve sever, güneşin doğuşunu izlemeye bayılır..
Söyleme Bilmesinler
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
"Yalansız, dolansız, sırsız biriyim."diye mi tanımlarsınız kendinizi? "Olduğum gibiyim yav, tam göründüğüm gibi. Neysem o. " diye ekler misiniz bir de? YALAN! İnanmıyorum size. "İnsan böyle bir şey. Nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara. Yarasız, dertsiz, sırsız insan yok da,işte kimisi üstünü örtüyor," diyor Şermin Yaşar az evvel ağlamaktan yüzüm gözüm şiş, salyam sümüğüme karışmış bir şekilde bitirirdiğim 'Söyleme Bilmesinler' kitabında. Aslında o kadar sıradan bir aile etrafında dönüyor ki kitap. Ama baksan her biri bir sır küpü. Aile fertleri, baba, ölmüş bir anne üç erkek kardeşi ve eşlerini kendi ağızlarından dinliyoruz. Ethem başladı önce anlatmaya. Sonra abisi Emin aldı sazı eline. Ekrem de konuşup sıra Hülya 'ya geldiği vakit ,her okuduğum karaktere; sende haklısın be! dediğimi farkettim. Kimin penceresinden baksam o haklı. Böyle empati yapa yapa bir baktım kitap bitmiş. Bitti ama hâlâ iç çekiyorum. Yine de oturdum aile kavramı üzerine biraz kafa yordum. Hem içinde büyüdüğüm aile, hem benim içinde evlat büyüttüğüm aile için düşündüm de düşündüm. "Aile temelini atarken," dedim malzemeden çalmayacaksın. SEVGİ. Sevgisini bolca çokça kullanacaksın. Yoksa o aile aile olmuyor. Bağları gönüllükle değil de zorunlukla bağlanıyor. Sorumluluklar sevgiden değil de, görevi yerine getirmek, baştan savmak için yapılıyor. Sonra döndüm bir de evlilik üzerine kafa yordum. Severek evlendik diyenleri, görücü usulü evlendik diyenleri, zorla evliliğe boyun eğenleri. Elekten eledim eledim eledim. En üstte elekte kalan; " kimbilir dedim ,kaç kişi yanındaki ile yaşlanıyor da aklında ki ile ölüyor. Kimbilir... Offf! Ne yazdın sen böyle Şermin Yaşar? Mahvettin beni ya sen. Kendimden bir şey...
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·481 syf.··
2023 8. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2023 12:49
Neredeyse her okurun haberdar olduğu oldukça popüler bir kitap Serenad. Hem bu denli popüler olması hem de kendimi kitap incelemesi yazacak seviyede görmemem sebebiyle bu incelemeyi yazmayacaktım ama dönüp kitaptan aldığım notlara bakınca benim için ne kadar yoğun, tatmin edici bir okuma olduğunu gördüm ve incelemeden çok öğrendiklerimi başka okurlara da aktarabileceğim bu yazıyı paylaşmak istedim. Birçok incelemede belirtildiği gibi kitap en temel aile içi sorunlardan dünya çapındaki Yahudi soykırımı, Ermeni sürgünü, Kırım Türkleri gibi birçok konuya değinip görüşlerini anlatmış. Bunların hepsi hakkında zaten hepimizin fikirleri var, ben biraz daha kıyıdaki köşedeki konular üzerinden konuşmak istiyorum. Kitap adını Max William Wagner'in eşi Nadia'ya bestelediği Serenade Für Nadia parçasından alıyor. Serenade Für Nadia ise adını Schubert'in 1826'da yazdığı Serenade bestesinden geliyor. "Schubert bir yaz günü pazar sabahı dostlarıyla dolaşırken yakın arkadaşı Tieze'nin Zum Bierstack bahçesinde bir masada oturduğunu görüp yanına gitmişti. Tieze 'nin önünde açık bir kitabı vardı. Schubert kitabı alıp sayfalarını karıştırdı. Bir sayfada durdu, o sayfadaki şiiri gösterdi ve "Aklıma çok tatlı bir melodi geldi, keşke yanımda bir nota kağıdı olsaydı." dedi. Arkadaşı Doppler, bir tren biletinin arkasına birkaç nota çizgisi çiziktirdi. Schubert o bahçede çalınan kemanların oradan oraya koşan garsonların ve eğlenen insan kalabalığının arasında bu ölümsüz melodiyi yazdı. Eserin orijinali şan için bestelenmişti." Kitap Serenade'lardan başka müzik alanında Türkiye'nin müzik eğitim sisteminin kuruluşu hakkında kısacık Paul Hindemith tarafından kurulduğundan bahsediyor. Biraz googlelayınca Paul Hindemith'in 1930larda Türk hükümetinin ve özellikle Atatürk'ün özel
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,2bin okunma
Aldatılmak ölüme eşdeğer bir acı verir.
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2023 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2023 19:07
Sevgili Gülseren hanımın son kitabı. Görünmeyen kadınlar Farklı Farklı 25 hikayeden oluşuyor. Her zaman ki gibi çıkar Çıkmaz alıp bir solukta okudum. Her bir hikayede farkındalık arttırıp , yeni ufuklar açıyor. Eskiden süregelen kadınların ortak sorunları , açılan derin yaralar ve nedenini bir türlü anlayamadığımız çocuklukta çekilen acılar tutulan yaslar sonrakilere benzemiyor ruhlarımızda derin izler bırakır. Çocukluk gerçekten de savunmasızlıktır. Bir çocuğun kaderini her zaman en yakınındaki kişinin belirlemesi hayatı ondan öğrenmesi. Çocukların kaderini en çok annelerin yazması. Ben beğendim tavsiye edilir. En sevdiğim alıntılarla bitireyim. Mutsuzluk tıpkı virüs gibi bulaşıcıdır. Mutsuz birini ne yaparsanız yapın mutlu edemezsiniz.Sadece onun mutsuzluğuna ortak olursunuz. Çocukluk savunmasızlıktır…
1000k
Görünmeyen KadınlarGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 20231,840 okunma
"Anılarımızda insanlardan çok nesneler var."
8/10
·56 syf.··
2023 6. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2023 23:55
Siyasilerin devletin düzeni ve geleceği için aldığı kararlar her zaman iyi midir? Toplumdaki etkileri nelerdir? Her karar adil ve doğru mudur? Ne zaman daha adil daha düzenli bir hayat olacak? Devlet gerçekten toplumun tüm kesimi için mi çalışıyor?  50 sayfalık bu romanı okurken yukarıdaki sorulardan hiçbirini düşüneceğim aklıma gelmezdi. Ancak kitabı bitirdiğimde gerçekten büyük bir şaşkınlık içerisindeydim. "Nasıl olur?" diye uzun bir süre oldukça düşündüm. Kitabı bitirdiğinizde aklınızdan bunlar veya bunlara benzer sorular geçeceğini düşünüyorum. Kitabın sonu vurucu bir nokta olurken bir yandan da romana adını veren kısım olmaktadır. Yazar Édouard Louis 1992 doğumlu oldukça genç Fransız bir yazar. Babamı Kim Öldürdü romanı da aslında otobiyafrasini işlediği üçleme serisinin son romanı olmaktadır. Ancak üçlemenin -sanırım- ikinci kitabı henüz Türkçe'ye çevrilmemiş. Benimde yazardan okuduğum ilk kitaptı ancak herhangi bir anlam kopukluğu vs olmadan rahatça okuduğumu söyleyebilirim. Romanda yazarın babasıyla hesaplaşmasını, yüzleşmesini konu alıyor. Değindiği bu noktadayla Franz Kafka'nın Babaya Mektup kitabını çağrıştırsa da birbirlerinden anlatım olarak oldukça farklı yapıya sahipler. Birbirlerine yakın ancak bir o kadar oldukça uzak olan baba-oğulun hikayesini okurken ve yazarın çocukluğunda yaşadığı ezilme gerçekten kalbimi acıttı. Birbilerini hiç tanımaya fırsatları olmamış baba-oğulun sadece yapboz gibi geçmişle, anlatılanlar birbirlerini biraz da olsa tanımaya çalışma hikayesi.  Hacim olarak oldukça küçük bir kitap olsa da, anlattıkları ve alt metniyle üstünde bir süre düşünülecek romanlardan biri olmaktadır. Gerçekten sindirilmesi zaman alacak bir eser. Birbirimize bakarken sadece gördüklerimiz değil, gördüklerimizin arkasındakileri de dikkate almak gerekiyor. 
Edebiyat
Babamı Kim ÖldürdüÉdouard Louis · Can Yayınları · 20202,999 okunma
Bu kitabın neden bu kadar övüldüğünü bilen beri gelsin..
6/10
·104 syf.··
2022 49. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2022 23:35
Okudum bitti. Kitaptan bana ne kaldı? Daha doğru bir ifadeyle soralım: “Bu kitap ne anlatmaya çalışıyordu?” Anlayan beri gelsin bana da anlatsın, çünkü ben anlayamadım. Aslında epey iyi başlamıştı. Sarı Ceketli Kadın’ın Mor Etekli Kadın’ı sevdiği ve ihtiyaç duyduğu herkese benzetip onunla arkadaş olma isteği..Onu takıntılı biçimde takip edip ona yakınlaşma çabaları..Yazar buradan yürür gider dedim. Yürümedi. Kitap ilerledikçe “Aslında derdi arkadaş olmak falan değil de kadının umursamaz hayatına mı özeniyor?”, “Yoksa kendisi de onun gibi mi olmak istiyor?” diye sordum. Cevaplanmadı. Sorularımın cevapları kitabın sonu gibi askıda kaldı. Kitap iki ana karakter etrafında dönüyor..Yazar iki karakteri de derinleştirir, bana neler neler söyler dedim. Derinleşmediği gibi, sarı ceketle mor etek rüzgarda uçuş uçuş havalandı gitti. Anlatıcının takıntılı ruh hali oldukça sıradışı bir konuyken sıradan, gereksiz ayrıntılarla uzatılmış ve iyi işlenmemişti. Beklediğimi bulamadım maalesef. Bu kitap okunmaz mı, okunur. Tuhaf, dengesiz, kolay okunan bir kitap okuyayım, biraz komik bile olsun, ama lütfen kısa sürsün, o gün kafamı dağıtsın, başka bir şey beklemem diyorsanız, okunur. Haksızlık etmeyeyim şimdi. Buradan bakınca seversiniz bile. Ama yook, ben bir şeyler beklerim..Misal bu kitabı arkasındaki #işyerindekadın ve #feminizm etiketlerine bakıp aldım, elime bir şeyler tutuştursun diyorsanız eli boş dönersiniz.. Ben #takıntı etiketini gördüm öyle geldim, beni öyle bir olay örgüsünün içine soksun ki, terliklerimi ters koyunca düzelttiğim için kendimi kötü hissetmekten vazgeçeyim falan diyorsanız..Eliniz yine boş kalır. Ya da benim gibi bu kitapla ilgili, tuhaf, karanlık, tedirgin edici, çarpıcı, aklınızdan çıkmayacak kelimelerini bir yerlerde görüp aldıysanız..’Şişirilmiş’
Edebiyat
Mor Etekli KadınNatsuko Imamura · Can Yayınları · 2021603 okunma