Belki eminim ki ayrılık veya uzak oluş mühim değil de asıl onu düşünmek ve bir daha hiç dönülmeyeceğini ve geride kalanları insanın bir daha göremeyeceğini düşünmesi çok feci bir şey.
Her tatil bitiminde üniversiteye gitmeden bavullarımı arabanın bagajına yerleştirirken evime ve balkonda beni izleyen aileme baktığımda aklımdan geçen düşünceler…
Harika bir yaz tatili dendiğinde kimsenin aklına umreye gitmek gelmiyor. Keyifli bir hafta sonu dendiğinde kimsenin aklına Kur'an ile geçmiş bir hafta sonu gelmiyor. Geçen gece çok eğlendik dendiğinde kimsenin aklına dini bir sohbet gelmiyor. Çünkü hiçbirinde duygu yok, hepsinde davranış var. Öyle gösterilmiş, öyle öğretilmiş, öyle yaşatılmış. Erken yaşlardan itibaren de dindar ailelerin çocuklarına/gençlerine yatırımı bilgi düzeyinde davranış düzeyinde oluyor. Kalp düzeyinde olmuyor.
Erken yaşlardan itibaren Kur'an ezberletiliyor, namaz kıldırılıyor ancak kalbe dönük herhangi bir yatırım olmuyor. Bu nedenle de çocuklar, gençler anne-baba kontrolü altında oldukları dönemlerde veya yerlerde bilgilerini konuşturuyor, davranışlarını gösteriyorlar ancak sevmediklerinin, sevimli bulmadıklarından, heyecanlanmadıklarından kendi başlarına kaldıklarında tam tersi bir hayat tarzını yaşıyor.