'Kentin en güzel orospusu şimdi şu kapıdan içeri girse, onun güzel ya da baştan çıkarıcı olmadığını düşünmek gelir mi elinizden?'
'Hayır. Ama kendimi tutmak gelir,' demiş Aziz.
'Ya dağlardan inip bize katılmanız için çok altın vaat etsem, bu altına taşmış gibi bakmak gelir mi elinizden?'
'Hayır. Ama kendimi tutmak gelir.'
'Peki, ya yanınıza iki kardeş gelse ve bunlardan biri sizden nefret etse, ötekiyse sizin bir aziz olduğunuzu görse, her ikisine eşit davranmayı başarabilir misiniz?'
'Bana acı verse de kendimi tutmayı ve her ikisine eşit davranmayı başarabilirim."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İyi yürekli adam rolü oynamak, yalnızca hayatta tavır almaktan korkanlara özgü bir şeydi. İnsanın, kendinin iyi olduğuna inanması, başkalarına karşı çıkmaktan ve haklarını savunmak için savaşmaktan çok daha kolaydır. Kendinden daha güçlü biriyle savaşmak için cesaret toplamaktansa bir hakareti sessizce kabullenmek de çok daha kolaydır. Üzerimize atılan taş bize isabet etmemiş gibi yapabiliriz, ama geceleri -odamızda yalnız kaldığımızda, odamızı paylaştığımız karımız, kocamız ya da okul arkadaşımız uykuya daldığında- korkaklığımıza sessizce ağlarız.
Ah, gençlik! Gençlik! Hiçbir şey umurunda değil, sanki tüm evrenin hazineleri senin, hüzün bile teselli eder seni, acı bile yakışır sana, kendine güvenli, küstah şöyle dersin: "Yalnız ben varım, bakın!" Ama günler akıp gider, tek bir iz bırakmadan kaybolur, sen de güneşte mum gibi, kar gibi erir gidersin... Ve belki de senin güzelliğinin sırrı her şeyi yapabilme ihtimali değil, her şeyi yapabileceğini düşünmektir, belki de başka bir şeye harcayamadığın gücünü rüzgara bırakmak, hepimizin kendini gerçekten savurgan sayması ve şöyle söylemeyr hakkı olduğunu sanmasıdır: "Ah! Zamanımı boşa harcamasaydım neler yapardım!"