Eminim bu platformda herkes iyi bilir ki, bir kitabı okumak yetmez; onu konuşmak, üzerinde uzun uzun değerlendirmelerle analiz etmek, hatta yaşamak gerekir. Ancak o zaman tadına varılır kitabın.
Okuyan insanla etkileşimin değerine önem verdiğim için 1000Kitap yorumlarda sık sık kitap üzerine, kendim gibi okurlarla, okuduğumuz kitaplar hakkında konuşuyorduk, fakat yetmiyordu.
Bunu nasıl arttırabilirim düşüncesi ile arayıştaydım. Uzun zamandır “online okuma grubu” fikrine sıcak bakmıyordum. Ta ki Kitap Simyacıları Kulübü kurulması fikrine dahil olana kadar.
Nihayet kendimi ait hissedebileceğim, içinde yer alacağımız edebi sohbetlerle, çok güvendiğim nitelikli ekip arkadaşlarımla ( Özgür Uçurtma ve Kültür Ebesi ), bu platformda online kitap kulübünün oluşumuna imza atıyoruz.
Hedefimiz birbirimizi besleyerek, birbirimizden beslenerek, hep daha iyisini isteyerek, kişisel gelişimimize katkı sağlamak.
Bu sosyal oluşumun içinde yer almak ister misiniz?
WhatsApp Topluluğuna katılmak için lütfen profildeki linkten formu doldurunuz!!!
Kitap Simyacıları Kulübü
Yakın bir zamanda, WhatsApp üzerinden “Kitap Simyacıları Kulübü” adını verdiğimiz bir topluluk kurduk. Kendimize ait bir marka oluşturduk ve tüm adımları özenle atarak yola koyulduk. Amacımız, kitaplara tutkuyla bağlı, okuma sanatına derinden ilgi duyan; kitapları tıpkı ekmek, su gibi hayatının vazgeçilmezi haline getiren okurları bir araya getirmek. Bu zengin kültür ortamında hep birlikte büyüyüp gelişmeyi, fikir alışverişiyle beslenmeyi hayal ediyoruz.
Haydi, hep birlikte bu samimi ve zengin kültür yolculuğuna adım atalım. Kalemi, kelamı ve ruhu aynı pınardan beslenen siz değerli okurları bekliyoruz!
Satırlardan topladıkları kelimeleri adeta bir sanat iksirine dönüştürenlerin topluluğu. Okuma sanatları, okur rehberliği ve okur dostluğu üzerine çalışan sosyal oluşum.
Sevgiler ve Saygılar;
Özgür UçurtmaSemra YAPAL
WhatsApp grubu bilgisi için Dm lütfen 🙏
Yazar Camilo Jose Cela bu kitapta yer alan mektuplar ona ulaşmadan kısa bir süre önce, bir yolculuk esnasında tanışıyor, kitaba adını veren Bayan Caldwell ile.
Bayan Caldwell, Ege Denizi’ndeki bir fırtınada kaybettiği genç yaştaki oğlu Elia Arrow Coldwell için not şeklinde minik mektuplar yazıyor.
“Sevgili Oğlum Elia’yla Konuşuyorum” başlığı altında kaleme aldığı bu mektuplar dizisinden bir kaç tanesini o akşam yazara okuyor.
Bayan Caldwell Londra’da Kraliyet Akıl Hastanesi’nde vefat etmeden bir süre önce, sahibine hiç ulaşamayacağını bildiği halde yazdığı bu mektupları yazar Camilo Jose Cela’ye ulaştırması için bir dostuna veriyor. Böyle kitaplaşıyor bu mektuplar.
Kitabın konusunu öncesinde bildiğim için, kitabı deniz kenarında oturarak okumaya başladım. Okudukça hayal ettim, hayal ettikçe ürktüm ve kitabı elimden bıraktım. Kitap kapağına bakınca, tasarımındaki ürkütücü detayı fark ettim. O noktadan sonra kitap bendeki anlamını buldu…
“Gitgide azalıyorum, oğlum.”
Bu mektuplarda en çok hissettiğim duygu umutsuzluk oldu. Acı elbette vardı ama oğlumun geleceğimde olmaması, onun hayatının son bulması, bana verilen bu kadar güzel bir varlığın böylesi trajik bir şekilde elimden alınması, benim de geleceğe dair bütün umutlarımı söndürürdü. Haliyle etkilendiğim, içselleştirdiğim, gözlerimin dolduğu bölümler oldu.
Bayan Caldwell, yaşamın yüzlerce farklı penceresinden oğluna bakarak seslendiği bu mektuplarla, oğlunun geride bıraktığı o derin boşluğu tanımlamaya çalışırken, yalın gerçekçilikle kaleme almış mektuplarını.
Eksik bırakılan annelik duygusunun düşürdüğü bunalım var, kafa karışıklığı var kitaptaki mektuplarda. Bir annenin oğlunun yokluğu karşısındaki çaresizliği, umutsuzluğu var bu mektuplarda. Ama öyle ajitasyon şeklinde kaleme alınmamış. Bayan Caldwell yarım
Bulantı; bende değil,
onu dört bir yanımda duyuyorum,
o bende değil, ben ondayım…
Varoluş felsefesi deyince akla gelen ilk kitaplardan biri, yazarın kendi dünyasını, kendi varoluş mücadelesini okuyucusuna aktardığı kitabı; Bulantı.
Kitapta Sartre, tiksinti duymasına sebep olan duygularına yer vermiş, bu sebepten adını Bulantı koymuş.
Kitap günlük şeklinde yazılmış fakat akış yok.
Sartre bulantı sebeplerini yazarken oldukça ağır bir dil kullanmış. Yer yer okurken bunaldığım oldu. Hatta bazı bölümlerinde yazarın okuyucusuna vermek istediğini anladığımdan emin değilim.
İleri seviye okuma isteyen kitaplardan biri, beni de fazlasıyla zorladı.
Felsefeye ilginiz yoksa okumayın…