“Harran'a 15 km uzaklıktaki bu yer Osmanlı salnâmelerinde de geçmektedir. Bu salâmelere göre, Hz. Ibrahim ve Hz.
Sâre burada evlendiği için bu yere Ayne'l-Arûs ismi verilmiş-tir. Buradan çıkan su, kısa bir süre sonra diğer kaynak suları ile birleşerek Belih Nehri adını alır ve Fırat Nehri ile birleşir. Yine salnâmelere göre burada cereyan eden o önemli hâdisenin bir hatırası olarak burada bir cami bulunmaktadır. Caminin içinde de Hz. Ibrahim'in makamı yer alır. Bu önemli olayın gerçekleşme yeri yabancıların da dikkatini çekmekte olup tarih içinde nice ünlü kişi burayı görmeye gelmiştir. Bunlardan biri de ünlü polisiye roman yazarı Agatha Christiedir. 1935 yılında eşi ile Ayne '1-Arûs'a gelmiş, bir süre burada kalmış ve (Come, Tell Me How You Live) Gel Bana Nasıl Yaşadığını Anlat isimli romanının bir kısmını burada yazıp romanında buradaki yerlerden bahsetmiştir”.
"Hasan Onbaşı bizdendi... O halde unutulmak kaderi idi. Öyle de oldu zaten. Aramadık ki bulalım. Bulunamazdı zaten. O ki göklere baş vermiş bir ulu selvi idi. Ve bizler ki başımızı kaldırmış olsak bile, uzandığı feza ufkuna yetişemeyecek cılız otlara dö-nüşmüştük. Biz, sadece unuturduk. Unuttuğumuz diğerleri gibi... O nöbet noktasındaki elmas manayı da unutmuştuk".
Sayfa 343 - Timaș Yayınları, Hasan Onbaşı·Kitabı okudu
"Annemin kadrolu bir işim olmasını arzu ettiğini söylüyorsun, bu beni güldürdü. Şimdi ben çalışmıyor muyum yani, ha bezelye ayıklamışsın, ha mercimek seçmişsin, aslında ikisi de aynı şey değil mi?. Gerçi dünyadaki bütün işler değersiz, başkaları istiyor diye kendi tutkusunu, kendi gereksinimini dikkate almadan, para, onur ve başka şeyler uğruna kendini yiyip bitiren insan her zaman budalanın biridir".
"En gücü de budur zaten. Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan çok daha güçtür. Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir".
"İnsanın bir defa bir anlığına aptalca hareket etmiş olmasının ne önemi vardır?. Fakat vicdan diye adlandırdığımız o belirsiz şeyden insan kurtulamıyor".