İster matematik öğretmeni olsun, ister nükleer tıp anabilim başkanı, isterse de il müftüsü. Yanınıza gelenlerin size bahsedecekleri illa bir dertleri olur ve o dert şöyle bir ortak paydada buluşur kimi zaman:
"Kardeşim iyi misin hayırdır neyin var?"
"Misafirin çocuğu gibiydi adeta... Geldi, dağıttı ve gitti. Sesimi bile çıkaramadım."
"Anladım, âşık oldun."
İşin en ilginç yanı; bu derde düçar olmuş birine ne kadar çay ısmarlasan da, Don Juan DeMarco'nun hayatından örnekler versen de, hatta âşık olduğu kişinin sümüklü misalini ona yaşatmaya çalışsan da "Olaydı da ellerimle sileydim burnunu!" moduna girmesi...
Uzun zamandır düşünüyorum da, eğer bir gün imha tekniklerinin giderek etkinleşmesi türümüzün dünyadan silinip gitmesiyle sonuçlanırsa, bunun asıl sorumlusu ne zulüm, ne bu zulmün ortaya çıkardığı öfke, ne de öfkenin neden olduğu misilleme ya da intikamlar olacaktır. Asıl sorumlu, modern insanın sorumluluk almaması, tepkisizliği ve hatta itaatkârlığı olacaktır. Bugüne kadar görmüş olduğumuz ve gelecekte daha da fazlasını göreceğimiz vahşet, dünyada isyancıların, asilerin ve ehlileştirilemeyecek insanların sayısının arttığının değil, tam aksine itaatkâr ve uysal insanların sayısının arttığının göstergesidir.