Böylece, Tanrı'nın şeytana içini dökmesinden insan doğdu. Böylece, ışığın karanlığı delmesinden ve döllenmesinden sen doğdun. Böylece sen loş oldun. Bazen aydınlandığını bazen de karardığını sandın. Ancak hangisinin sen olduğuna karar veremedin. Ne kötüsün ne de iyi. Her şeyi düşünebilir, her şeyi hayal edebilir, ancak sadece seçtiklerini gerçekleştirebilirsin. Düşünce şeytandan, davranış Tanrı'dandır. Hangi düşüncenin davranışa dönüşeceğine karar verense insandır.
Sayısız düşünceler çöplüğünde, bir ceset çiçeği edasıyla yeşerip büyüyor, nefes almama isteği ve çaresizliğim.
Bir yazısında şöyle demiş Çiğdem; “İyi şeyler de olur bazen ama işte çaresizlik öyle bir şeydir ki, iyi bir şey olduğunda kendinizden çıkıp gitmek istersiniz çünkü o beden mutlu olmayı bilmiyordur artık.”
Bu yüzdendir ki önce bir rüyada yok olup, bir ceset çiçeğinde yeniden var olacağım. Öyle var olmadı mı doğmamış olan?
Yaralandığı yerde şifa bulamazmış insan…
Onurcan Gök
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
Iyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni gorebilesin
Fedakarliğimi anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşiyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz