Günde üç öğün yemek yemelerine, iş sahibi olmalarına, çocuk yapmalarına, arabalara binmelerine, güzel giysiler giymelerine rağmen insanların çoğunun bir ölüden farkı yoktur.
Tamam,ateş düştüğü yeri yakardı ama hayat olduğu gibi devam etmemeliydi.uzayın boşluğuna savrulup yok olmuyordu acılar.nereye gidiyordu peki bunca acı,bunca yaşanmışlık neyi değiştiriyordu? Biz insansak bunlar kimdi? bunlar insansa biz kimdik? hepimiz insansak……. Hayır, hepimiz Birden insan olamazdık, insan türü dışında yeni bir tür oluşuyordu muhakkak.insan türünü küçümseyen, hor gören yeni bir canlı vardı artık, kendini yarı tanrı gibi gören bir tür belki de …….
bazen vazgeçersin.herkesten ve herşeyden.uzaklara gitmek istersin ,başka yerlere kaçmak.kimseyle konuşmak kimseyi görmek istemezsin. kurduğun hayallerden, verdiğin sözlerden vazgeçersin. ne başarmaya gücün kalır nede oldurmaya.bir iki defa kendini kandırır yeniden denersin, çok geçmeden anlarsın olmayacağını, olduramayacağını yorulursun…birşeyleri beklemekten, “acaba değişir mi” diye sorgulamaktan.bir mucize olsun diye inanmaktan yorulursun. kendini suçlamaya başlarsın umut ettiğin için, emek verdiğin için. gerçekleşmemesine rağmen hayallerinin peşinden koştuğun için kocaman bir boşluk oluşur. tam kalbinin üzerinde doldurmak istedikçe, içini acıtan,yüreğini sızlatan. sonra yatağına girip, yorganı üzerine çekersin. “VAZGEÇTİM” dersin, bugün herşeyden ve herkesten “VAZGEÇTİM” bazen vazgeçersin. kurduğun bütün düşlerinden, verdiğin bütün sözlerden. biriktirdiğim bütün hayallerden TEK TEK “VAZGEÇTİM”….
“Kabul edelim: yaşamlarımız sefil yorucu ve kısa. Doğuyoruz’ bizi hayatta tutacak kadar yemek veriliyor ve becerisi olanlarımız güçlerinin son damlasına kadar çalışmaya zorlanıyor; işe yaramaz hale geldiğimiz anda korkunç bir zulümle karşılaşıyoruz..