İlgi duyduğum türde kaleme alınmış olan Kaybolan Bağlar kitabı hakkında inceleme yapmadan rafa kaldırmak istemiyorum.Ve henüz kitaba yeni başlamakla birlikte kitabı bölüm bölüm incelemek istiyorum. Kaybolan Bağlar üç ana bölümden oluşmakta.
Giriş bölümünden biraz bahsedecek olursam, Johann Hari,hayatının belli dönemlerinde yaşamış olduğu depresyon anlarına dair kısa anekdotlara yer vermiş, depresyon için kullanmış olduğu antidepresanların dozunu ne kadar artrırsa arttırsın üzüntünün her defasında yeniden baş gösterdiğini... Johann Hari antidepresan alırken nasıl olup da hâla deprseyondaydım? Her şeyi doğru yapmama rağmen hâla bir terslik vardı.Neden ? (S.21)
Depresyonda olan,şiddetli kaygı duyan insanların sayısı neden bu kadar arttı? Değişen ne ?(S.22)
BİRİNCİ BÖLÜM
Bu bölümde depresyon ve kaygı durumlarının temel sebepleri üzerinde yapılmış olan araştırmlar,İlaç endüstrilerinin yürütmüş oldukları politikalar ve serotonin(mutluluk hormonu )insanlardaki etkileri üzerine gerçekleştirilen en büyük çalışmada depresyonla doğrudan bir bağlantısı olduğu görülmemiş,depresyonun serotonin düşüklüğüyle bağlanması bilimsellikten uzak olduğu,sadece antidepresan satan ilaç şirketleri için harika bir ticaret kapsı oluşturduğ gerçeği vurgulanmakta son olarak da antidepresan kullanımından sonra kendimizi iyi hissetmemizin nedeni ilaçların işe yaradığı inancının olmasıdır.
Okuduğunuz her şiir,her hikâye içinizde bir nar ocağına düşer.Bütün kitaplar sizi söylemektedir.Yeni bir büyümedir bu,acının bile yaşama gücüne,dünya bağışına dönüştü.