Eyna Dila

Eyna Dila
@Vaveynart
(Paylaştığım her şey bana aittir, sadece kendi eserlerimi paylaşıyorum ) yazar, çizer, okur, susar… psikolog sanatsever - sanatyapar
1 okur puanı
Mayıs 2026 tarihinde katıldı
Eyna Dila yorumladı.
Grup var gelmek isteyen yazsın.
1000Kitap
Nasıl bir grup
Eyna Dila yorumladı.
Ölüm bize hayatı hatırlatıyor. Onunla yüzleşmekle ancak bu dünyadaki varlığımızı geçici heves ve kaygılardan arındırabiliyoruz. Ona bakmakla varoluşumuzu daha sağlam bir limana demirlemek ihtiyacı duyuyoruz.
Sayfa 200·Kitabı okudu
1000Kitap
Buna benzer bir şiir yazmıştım. Aşağı bırakıyorum… ÖLÜMÜ ÇİÇEKLİ BİLENLER Ölüm ve çiçek arasında inanılmaz bir bağ vardır. Her ikisi de birbirini tamamlayandır. Ölüm çiçek ister, çiçek ölümü kutsallaştırır. Ölüm çiçeğe, çiçek ölüme muhtaçtır. İkiside, dolanmış; böylece iç içe karışmıştır. İç çeke çeke anlatılmıştır. Çiçek tohumları, Yeni ölen birisinin o taptaze toprağı, Ve böylece mezar çiçekleri… Ölümün soğukluğuna değen cılız kökler, Ardında kuruyan cansız filizler, Ve mezarda ölen çiçekler Ve ardı sıra baştan yenileri… Bir garip döngüdür ki bu, bunu farkeden çok azdır. Çünkü Çiçekler yaşayanlar için değil, ölüler için yaratılmıştır. Çiçeksiz bir ölü, yapayalnızdır. Bundandır çiçek olmayışı kimsesizlerin mezarında. Cılız fidanlar can vermez o mezarlarda, Hatta ve hatta İstenmeyen bir asi ot kafasını uzatmaz bile toprağından heyecanla. İşte bu böyledir ya Şimdi beni çok iyi dinle yar Çünkü çiçekler bize çok şey anlatırlar. En çok ölümü fısıldarlar, En çok ölümden korkarlar Ve en çok ölüme yakışırlar. Her ölüm kendi çiçeğini taşır mezarlığında. Çünkü her ölümlü muhakkak bir çiçek öldürmüştür kendi tiyatrosunda. Bazen sarmaşıklar sarar, güller bezer, papatyalar solar. Bazen de çırpı çırpı cansız otlar biter. Ve ölümlü çiçekler Ve öldüren çiçekler. Ve öldürülen çiçekler. Mesela zakkumun güzelliği, ölümün güzelliğindendir belki Belki kendi ölümcüllüğündendir Belki de yaratılırken zehirlenip öldürüldüğündendir. Dedim ya işte bu böyledir Sırtı kambur, ruhu yaşlı ve gözleri hissiz donuk, buruk, ve her daim çok soğuk şairler Hiç ölmeyecekmişçesine bir çiçeği büyütüp büyütüp öldürürler. Tüketipte ciğerlerini bir tekerrürde yitip giderken Bir ölüyü bir çiçeğe Bir çiçeği bir ölüye benzetirler. Çünkü sanki Bu yaşlı şairler Mezarlarına bir çiçek isterler Çünkü sanki Bu genç şairler Ölümü çiçekli bilirler.
Eyna Dila yorumladı.
...Seni çalıyor kilisenin çanları Hahamlar seni yazıyor kutsal kitaplara imamlar seni okuyor minarelerden Çarmıha ben geriliyorum, hemen isa'nın yanına Yüreğimi kendinden geçene kadar dövüyorum Yastığımın altına bıraktığın muştayla Camın önünde duran bütün saksılara Seni enjekte ediyorum, Ben gibi solsun bende sana dair ne varsa. Ben gibi ölsün bütün hücrelerim. Canım yanıyor; Umutlanmak tıpkı sana benziyor sevgilim.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Alıntı
Bir şiir de ben bırakayım.. BÖYLE VAZGEÇTİM YAŞAMAKTAN Babilin hangi asmasında kaldı saçlarım Piramitlerin tepesinden ellerine uzandım Bana geldiğin bir ev vardı Işıklar içinde, ışıklar üzerinde Yıldızlardaydım, parlardım Ağlardım sonra, karanlıktaydım Hangi yemin yok ki senin adına edilsin Benim gençliğim Yusufun düştüğü kuyulardadır. Hangi hudut yok ki uğrunda savaş verilmesin Benim yenilgim taa Akadlardan, Ninovadadır. Başımı yasladığım göğsün, benim cennetimdir. Şimdi bir yıldız seçtim kendime Sen ona takılıp, dizlerime düş diye Seni büyütürdüm gecelerde, gecelerce Hep içimde, gerçek gibi düş diye, düş diye… Düşündüğüm yerlerdeyse yitik bir ruh oluyorum Köstekli bir saat olup sende takılı kalıyorum Karanlık odalarda değil Apaydınlık caddelerde, Hemde herkeslerce ağlıyorum. Bak yoruldum, yoruldum işte şimdi Karanlığa baktıran benim değil senin gözlerindi. Türküler seslendirilince Çocuklar şenlenirdi Bir çocuk olmak isterdim, Ay bana küser, yıldızlar üzerime devrilirdi. Geçtim ben de şehirlerin beterinden İstanbulda bulup, Konstantin’e gömdüm seni ben Nefesini bile saklardım kandillerin isinden Tanrının yeryüzündeki sayısız isimlerinden Yükselirdi sesin, ben yağmur olurdum denizlerinden. Kaçamazsan, tutuklusu kalırdın dehlizlerimden Dizlerinden damlar, sarsılmazdım zelzelelerinden Bir şiir katledilirdi sonra bu gamlı dizelerimden İntihar korkularımı hep içimde, en içimde biriktirdiğimden Gece ormanı kaplardı saçlarımı Parmak uçlarının artık kalmayan izinden. Bana gelme, kendim Beni sevme, beni sevme derdim. Aşacak bir had, bir hudut bulamayınca derdim Yeryüzünün bütün çiçeklerini senin adının baş harfiyle derdim. Zaten ben, yaşamaktan hep böyle vazgeçerdim.