Bir şiir de ben bırakayım..
BÖYLE VAZGEÇTİM YAŞAMAKTAN
Babilin hangi asmasında kaldı saçlarım
Piramitlerin tepesinden ellerine uzandım
Bana geldiğin bir ev vardı
Işıklar içinde, ışıklar üzerinde
Yıldızlardaydım, parlardım
Ağlardım sonra, karanlıktaydım
Hangi yemin yok ki senin adına edilsin
Benim gençliğim Yusufun düştüğü kuyulardadır.
Hangi hudut yok ki uğrunda savaş verilmesin
Benim yenilgim taa Akadlardan, Ninovadadır.
Başımı yasladığım göğsün, benim cennetimdir.
Şimdi bir yıldız seçtim kendime
Sen ona takılıp, dizlerime düş diye
Seni büyütürdüm gecelerde, gecelerce
Hep içimde, gerçek gibi düş diye, düş diye…
Düşündüğüm yerlerdeyse yitik bir ruh oluyorum
Köstekli bir saat olup sende takılı kalıyorum
Karanlık odalarda değil
Apaydınlık caddelerde,
Hemde herkeslerce ağlıyorum.
Bak yoruldum, yoruldum işte şimdi
Karanlığa baktıran benim değil senin gözlerindi.
Türküler seslendirilince
Çocuklar şenlenirdi
Bir çocuk olmak isterdim,
Ay bana küser, yıldızlar üzerime devrilirdi.
Geçtim ben de şehirlerin beterinden
İstanbulda bulup, Konstantin’e gömdüm seni ben
Nefesini bile saklardım kandillerin isinden
Tanrının yeryüzündeki sayısız isimlerinden
Yükselirdi sesin, ben yağmur olurdum denizlerinden.
Kaçamazsan, tutuklusu kalırdın dehlizlerimden
Dizlerinden damlar, sarsılmazdım zelzelelerinden
Bir şiir katledilirdi sonra bu gamlı dizelerimden
İntihar korkularımı hep içimde, en içimde biriktirdiğimden
Gece ormanı kaplardı saçlarımı
Parmak uçlarının artık kalmayan izinden.
Bana gelme, kendim
Beni sevme, beni sevme derdim.
Aşacak bir had, bir hudut bulamayınca derdim
Yeryüzünün bütün çiçeklerini senin adının baş harfiyle derdim.
Zaten ben, yaşamaktan hep böyle vazgeçerdim.