Evet,onlar benim fena bir kimse olmadığıma inandıkları halde muhakkak fena bir tarafımı,kendilerince fena sayılabilecek bir tarafımı bulmaya uğraşırlarken,ben onların insanlıktan uzaklaşmış,hayvanlıktan, vahşilikten bile daha ürkütücü bir hal almış olan hareketlerinde,yüzlerinde,sözlerinde şu her şeyi iyi ve güzel bir ahenge götürmeye çalışan tabiatın bir eserini bir izini aradım. Onlara hiçbir zaman kızarmıyor,onlardan nefret etmiyor,sadece zavalılıklarına,daha doğrusu insanlığın bu kadar tiksinecek hale gelmesine açıyordum.
Bunu içinde hiçbir tazyik,hiçbir işkence beni kendi gözümde küçültmüyordu.
Zaten işkence nedir? İrademiz ve kafamız bizi küçültecek bir iş yapmadıkça,işkence sadece bir fizyoloji meselesidir.
Ellerimiz,sinirlerimiz dayanabildikleri kadar dayanırlar. Sonra, tabiat ne emrederse, o olur. Ama ruhumuzu kamçılaştırmamak elimizdedir. Halbuki ben ruhumun üzerine bir tokat yedim ve bunda kabahatliyim.