Târihî kaynaklara göre ilk füzeyi ve ilk robotu da bizim yaptığımızı ama istifâde edenin biz olmadığımızı belirterek ilâve ederdi:
"XI. asırda Diyarbekir'de Ebü'l-İz isimli bir Türk âlimi abdest suyu döken kız şeklinde bir robot yapmış. Bu robotun bilgilerini ihtivâ eden kitabı hâlen Topkapı Sarayı'nda bulunmaktadır. Fakat ne yazık ki robotun resmi ve ölçülerinin bulunduğu sayfa kopuktur. Şimdi Batı Almanya'da Braunschweig Üniversitesi'nde bu robotun aynı ölçülerle yapılmış ve çalışan bir benzeri vardır. Böylece Ebü'l İz’in bu robotu ortaya koyduğu prensiplerinden hareket eden batılı ilim adamları bugünkü gelişmiş robotu yapıp tekniğin istifadesine sunarken biz de gene maalesef onlara hayran kalmak ile yetindik.
Her sene başında, arkadaşlarımızla bir arada olduğumuz zaman bilhassa hangi konular üzerinde konuşmamızı istersiniz? Nelere dikkat edelim diye sorardım:
"Bir araya geldiğiniz zaman üzerinde durduğunuz konu hakkında en fazla 20-25 dakika okuyun, daha çok üzerinde düşünün ve konuşun. Mühim olan çok okuyup geçmek değil, okuduğunuzu anlamaktır. İş, prensipleri elde etmektir. Prensipler elde edilince misallere bağlı kalmadan özü yakalamış olursunuz.
Biz yaptığımızı Allah için yaparız, herkesten korkmayız. Herkes yoktur. Allah vardır. Kim ne derse desin, yeter ki ben doğruluktan şaşmayayım."
Dehlizlerimden sürekli sana çıktım.
Zamanın eğesinden geçtim.
Bir karanlığa düğümlendim de,
Yine de senden geçmedim.
Erit artık buz kesen sözcüklerimi.
Bana doğmayı öğret, bana ölmeyi.
Elimden tut, uyandır saatlerimi
Hayal kırıklığımdan sahile çıkart.
Bu dünyadan kaçıp saklandığım ağaç kovuğum. “Geliyorum” demeden çalacağım kapım. Yeşerdiğim toprak. Bahar bahçem. Arkam. Arkadaşım. Onu hak edecek ne yapmıştım ?
İnsanla insanı bağlayan yegâne şey sevmekten başkası değildi; ne olursa olsun, bir insanı eskimeyen, durduğu yerde kıymetlenen, olanı biteni unutturan bir sevgiyle sevebilmek varabileceğin en üst mertebesiydi bu işlerin.