Bunu okuyan sevgili okur, başlığa şaşırıp bana "Ama Dostoyevski bu kitabında ve yeraltından notlarda Genç Hegelcileri eleştiriyor" diye itiraz edebilirsiniz. Evet, dedikleriniz doğru olabilir; ancak bu kitabı Marksist açıdan değerlendirmeyi engelleyebilecek bir argüman değildir. Ayrıca, Dostoyevski gibi eski ütopik sosyalist ve aydın bir kişinin burjuvaziye kin gütmemesi olanak dışıdır. Lenin'in Dostoyevski hakkındaki görüşleri ise kişisel olmakla beraber haklı yönlere sahiptir. Ayrıca Lenin, Dostoyevski'yi bireyci ve mistik eğilimleri nedeniyle eleştirmesine rağmen onun eserlerinin toplumsal sorunlara dair derin analizler içerdiğini kabul eder. Lenin'in bu fikirlerini yanlış yorumlayan bazı dogmatikletin iddiası olan "tehlikeli kitaplar yazan bir yazar" değildir Dostoyevski.
İncelemeye klasik bir başlangıç yapacak olursak, yazarın hayatından başlamak en iyisi olacaktır. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski dünyanın en iyi yazarlarından biri olarak kabul edilir. Rus edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Dostoyevski, toplumsal sorunları ve Çarlık Rusya'sını eleştiren eserleriyle, insan psikolojisini derinlemesine irdelemesiyle ve Sibirya sürgünü sonrası ahlaki düşünceleriyle tanınır. Gençlik yıllarında ütopik sosyalistlerle ilişki içinde olmuş, hatta bu nedenle idam cezasına çarptırılmıştır. Ancak Çar tarafından affedilerek Sibirya'ya sürgüne gönderilmiştir. Sibirya'da kürek cezası çekerken dünya görüşü önemli ölçüde değişmiş, ardından zorunlu askerlik hizmetine başlaması hayatında köklü bir değişime yol açmıştır. Sürgünden döndükten sonra yazdığı eserlerde, Hegel ve sosyalizme yönelik eleştiriler sıkça görülürken, toplumsal meseleleri işlemektende hiçbir zaman kaçınmamıştır. Çoğu büyük eserini bu dönemde vermiştir. Ölümüne kadar yazmaya devam eden Dostoyevski'nin