Karşımda kimsesiz bir koltuk
Anlamsız gözlerle bana bakıyor
Üstüne maziden kalan bir ağırlık
Daha önce yanlızlık görmemiş
Üstünde ekmek kırıntıları
Üstünde nostalji tozları
Mihman edinmiş
Bir masada iki terkedilmiş
Hadi biz razıyızda
Ya masa katlanır mı ?
Garson katlanır diyor.
4 kez katlansın
Beşe dayanmaz.
Esriklik başa vursunda
Sevda bir yanda dursun
Koltuk sallanırsa
Bir karton parçasıyla düzelir
Ben sallanırsam
Kim düzeltecek ?
Vu.Öz.
Üç temiz saf yürekli arkadaşların öyküsü ile başlayıp anadolu insanın cahilliğini taleplerini mecburiyetini çaresizliğini şehvetini tüm gerçekliği ile bizlere gösteriyor.Köse Hasan'ın malum sonu,İflahsızın Yusuf'un emmisinin sözleri,Pehlivan Ali'nin şehveti hepsi sanki sizin yanıbaşınızda hissetiğiniz öfkelendiğiniz akıl verdiğiniz bir hikayeye yani o dünyaya giriyorsunuz.
Benim için Fatmanın sonunu bilmemek,Köse topalın para olayı biraz açıkta kalması eksi yönleri diyebilirim.Biraz daha akılda kalıcı bir son bekliyordum.Çünkü sona doğru hepsi bağlanacak diye beklerken bazı küçük olay ve kişiler havada kalmış gibi oldu.
Bazı deyimler ilk defa duydum ve zaten köylüce yanlış kullanıldığını da belirmiş.örneğin mücerret ve fort atmak gibi
Tabi en akılda kalıcısı kadere kırkbeş.
Teşekkürler.
Kapının eşiğine umarsızca dayandım
Gövdem beni taşımıyor
Menteşelere sığınıyorum
Sıcak ve yağlı
Görünürde birşeyim yok
Yüzüme bak
Kan revan içinde
Duygularım mosmor
Tükeniyorum
Gözlerim birşey seçmiyor
Önümde simsiyah bir perde
Hayal meyal anımsıyorum
Bir solukta yaşananları.
Pişmanlıktan pişmanlığa koşuyorum
Kahroluyorum
Doldum, taştım
Sadece kaşlarımı çattım
Anlarsın sandım
Açsana kapıyı kapına dayandım
Eşikten içeri adım atmak
Nefsime zor gelir
Bir dünya maziye sırt vermek
Bacaklarıma ağır gelir
Ağzım kurudu dilim dışarda
Bir tas su bile haram bana
Bütün bir yalana
Kana kana
Üzülme