"Gerçekten akşam mı oldu, yoksa o mu böyle olmasına karar verdi, söylemek zor. Pencerelere levhalar çakılı. Gündüzü ve geceyi o düzenliyor. Tanrı gibi. Kendimi en kötüsünü atlattığıma inandırmak istiyorum, ama birazdan birlikte yatağa gideceğimizi sezmekteyim. Çocuklar pijamalarını giymiş bile. Oğlanınki biraz küçük geliyor üstüne, oysa kızın yenleri bileklerinden epeyce aşağılara sarkıyor. İkisi de kanepeden birkaç adım ötede yere diz çöküp ellerini hala biraz sıcak olan odun sobasına tutuyorlar. Ateş artık iyice azalmış, siyah bir yığına dönmüş. Zaten çok anormal olan duruma çocukların berrak sesleriyle sürdürdüğü sevinçli konuşmalar karışmakta. Ne dediklerini tam anlayamıyorum. Sanki kulaklarımda pamuk varmış gibi işitiyorum seslerini ve bir yandan da babalarını nasıl öldüreceğimi düşünüyorum."