Sözde senden kaçıyorum
Dolu dizgin atlarla.
Bazen sessiz sevdasın
İpekten kanatlarla.
Ama sen hep bin yıllık, bilenmiş inatlarla
Karşıma çıkıyorsun
En serin imbatlarda.
Adını yazıyorum
Bulduğun fırsatlarla,
Yüreğimin başına, noktalarla, hatlarla.
Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla...
Sözde senden kaçıyorum
Dolu dizgin atlarla.
Ne olur bir gün beni
Kapından olsun dinle.
Öldür bendeki beni,
Sonra dirilt kendinle.
Çarpsam kara sevdayı
En azından yüz binle,
Nasıl bağlandığımı
Anlarsın kemendinle.
Kaç defa çıkıp gittim
Buralardan yeminle...
Ama her defasında
Geri döndüm seninle.
Hangi düğüm çözülür
Nazla, sitemle, kinle?
Olmayışını da sevmiştim halbuki. Bir anlamı olmayan hareketlerinden anlamlar çıkarmayıda sevmiştim. Bak şöyle şöyle davrandı bence o bir şeyler hissediyor demeyi sevmiştim. Karşılaşmalardan anlamlar çıkarmayı sevmiştim. Kaderin olabilme ihtimalini. Seni savunmayı sevmiştim. Seni konuşmayı sevmiştim, konumun sen olmasını. Sonra sen yanıma gelince gözlerime öyle bakınca anlamlıyım zannetmiştim, nerden biliyim? Saf sevmeyi sevmiştim. Senin gözünde bi anlamım olabilme ihtimalini sevmiştim belki ah be şimdi yazarken fark ediyorum da, ne çok sevmişim seni, ne çok sevmemişsin beni..