Zülfü Livaneli’nin Huzursuzluk romanı, Ortadoğu’nun acılarıyla örülü bir aşk ve vicdan hikâyesidir. Gazeteci İbrahim’in Mardin’e dönüşüyle başlayan roman, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölümü ve onun Êzidî bir kız olan Meleknaz’a duyduğu büyük aşk etrafında şekillenir.
Livaneli, Meleknaz’ın hikâyesi üzerinden Êzidî halkının maruz kaldığı önyargıları, dışlanmayı ve savaşın insan hayatında açtığı derin yaraları ustalıkla işler. Kısa olmasına rağmen roman; kimlik, aidiyet, merhamet ve toplumsal vicdan gibi güçlü temaları etkili bir dille ortaya koyar.
Huzursuzluk, hem bir aşkın hem de bir halkın acısının anlatıldığı, sade ama çarpıcı bir roman. Okuyucuyu hem duygulandıran hem düşündüren, iz bırakan bir eser.
Mustafa Kemal Atatürk’ün kaleme aldığı Nutuk, bir kitabın ötesinde bir milletin diriliş hikayesidir. 1919’dan 1927’ye kadar uzanan bu dönemi, bizzat olayların merkezindeki kişinin ağzından okumak tarifsiz bir deneyim.
Atatürk, sadece yaşananları anlatmakla kalmıyor; bir ulusun yeniden doğuşunu, akıl, inanç ve kararlılıkla nasıl mümkün kıldığını gözler önüne seriyor. Sayfalar ilerledikçe, her cümlenin ardında büyük bir vizyon, derin bir sevgi ve sarsılmaz bir inanç hissediliyor.
Eserde en çok adı geçen isimler arasında İsmet İnönü, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir ve Rauf Orbay gibi Kurtuluş Savaşı’nın kahramanları yer alıyor. Amasya Genelgesi’nden Cumhuriyet’in ilanına kadar uzanan bu süreçte yaşanan her olay, detaylı ve belgeli bir biçimde aktarılmış.
Nutuk’u okurken sadece geçmişi değil, bugünü ve yarını da görüyorsunuz. Çünkü bu eser, bir dönemin değil; bir ulusun yol haritasıdır.
Her Türk gencinin mutlaka okuması gereken bir başyapıt.