Romanın baş kahramanı doktor amok hastalığıyla yüz yüze ve içinde bulunduğu durumdan kaçıyor, yalnızlık içinde sıkışmış durumu onu zorluyor ve geminin omurgasında hiç tanımadığı anlatıcıyla karşılaşıyor. Her şeyi bir bir döküyor.
Bir zamanlar Leipzig Kliniği’nde çalışan doktor, bir kadının pençesinin altında hastanenin kasasından para çalarak klinikten, ülkeden uzaklaşmak durumunda kalmış ve Hollanda hükümetinin sömürgesi altında, yüklü bir avansla görev almayı kabul etmiş. Stefan Zweig böyle bir neticede olmasa da yaşadığı ülkeden uzaklaşmak zorunda kalması bakımından bu durumu kitabına da yansıtmış.
Teleekranlar, düşünce suçu, çocukların bile ailesini her an ele verme olanağı vb. bu kadar güzel kurgu olamazdı sanırım.Katıldığım bir konferansta endüstri dünyasının en önemli şahsiyetlerinden birinin konuşması esnasında bu kitaptan bahsetmesi üzerine gidip hemen almıştım.Daha önce duydum tabiki ama duyupta eğer daha alıp okumadıysanız hemen alın ve okuyun derim.
Ara vermeden okuduğum nadir kitaplardan biri satranç.Akıllardan çıkmayacak bir hikayesi var.1942 yılında intihar etmeden önceki son eseri olmasınında ayrı bir çekiciliği var.
Keşke daha önce okusaymışım dediğim bir kitap.Zeze çok büyük yüreğe sahip.Portuga (portekizli) benimde yakın arkadaşım haline geldi.Hayatım boyunca unutamayacağım karakterlerin arasına hoşgeldin zeze :)
Quantum fiziğini epilepsi hastalığıyla ele alan bir kitap.Okunması şiddetle tavsiye edilir.Sonunun hiç bir zaman aklımdan çıkacağını sanmıyorum.Okuyun Okuyun