Çağlar çelebi

Çağlar çelebi
@Yamasut

Çağlar çelebi

, bir kitap okudu
7/10
·170 syf.··
2025 5. kitabı
Marcus Aurelius
8.2/10 · 28bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·382 syf.··
2025 4. kitabı
Bir teşkilat, kurum nasıl yoktan yaratılır onu anlatıyor. Saatin doğru göstermesi önemlidir; "Müşterek zaman, müşterek iştir." çünkü. Halit Ayarcı girişimci, Hayri İrdal idareci ruhlu. Bu çok farklı iki karakter birlikte çalışıyor ve çatışıyorlar! İnsan ve hayatı saate benzetiyor yazar. Kimi yerde esprili bir anlatım var. Uzun ve iç içe cümleler okurken zorluyor; özellikle Hemingway'den sonra. Yazar geçmişi, çocukluğunu anlatırken eski Türkçeyi, gününü anlatırken yeni Türkçe kullanması dikkatimi çekti. Kitabın ortalarındaki İspritizma cemiyeti kısmı sıkıcıydı. Kitapta tabii ki çokça güzel anılar da var. Romandan bana kalanlar; -Bulduğum nakit ceza sisteminin üçüncü özelliği de, tekrarlanan cezalardan yaptığımız %10’dan %30’a kadar tenzilattı. Bilindiği gibi suçlar dünyanın her cins kanun ve örfünde tekrarlandıkça cezaları artar. Bu ise suçlu ile vaz-ı kanun arasında bir nevi yarış ve hatta inada sebep olur. Hangi ticari müessese devamlı müşterilerine ufak bir ikramda bulunmaz. -Bir türlü inanmadıkları, bir latife zannettikleri bu tenzilat işini bizzat görebilmek için halkımız birbirinin koluna girip ayarsız saatleri ellerinde büromuz hücuma veya kontrollarımızı yoldan çevirip kendileri için ceza yazdırmaya başladılar. Halkın kendi isteğiyle hatta güle güle verdiği bu nakit ceza modası birden bire şehri sardı. Artık çocuklara oyuncak filan almaya ihtiyaç kalmadı. Sevimli küçükler, büyüklerin neşesini iştirak edebilmek için en güzel, en iç gıcıklayıcı vasıtayı bulmuşlardı. Şurasında söyleyeyim ki, sade İstanbul ahalisi değil, civar köyler, hatta bazı uzak şehirler halkı da bu işe merak sardılar. O kadar ki tenzilatlı nakit cezanın ve bilhassa ceza abone karnelerini ilk tatbik aylarında Demiryolları idaresi bazı hatlarda ilave seferler yapmaya mecbur oldu. Haydarpaşa ve
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353,1bin okunma
8/10
·88 syf.··
2025 3. kitabı
Yaşlı balıkçının oltasına takılan büyük kılıçbalığıyla olan mücadelesini anlatıyor. Bir tarafta erkeğin azmi diğer tarafta deniz yaşamı. Kitapta kelime sayısı az kısa sürede okunabiliyor. Kitaptan bana kalanlar; -Ben tuhaf bir ihtiyarım. -Bir zamanlar duvarda karısının soluk renkli bir fotoğrafı asılıydı ama onu görmek, kendini çok yalnız hissettirdiğinden kaldırmıştı. -Çocuk, battaniye sırtında kalsın dedi. Ben sağ oldukça yemek yemeden avlanmayacaksın. -Biliyorum. Büyük hataydı. Gelebilirdi bizle. Sonra ömür boyu öyle bir hatıramız olurdu. -Düşündüğüm kadar güçlü olmayabilirim dedi yaşlı adam. Ama epey numara bilirim ve azimliyim. -Yaşlı adam, yaşlılık benim çalar saatim dedi. İhtiyarlar neden o kadar erken uyanır ki? Bir uzun gün daha yaşamak için mi? -Denizi, insanların, onu sevdiklerinde, İspanyolca adlandırdıkları gibi La mar (dişilik sıfatıyla deniz) olarak düşünürdü daima. Onu sevenler kimi zaman hakkında kötü şeyler söyler ama daima sanki bir kadınmışçasına söylenir bunlar. Ama yaşlı adam onu daima dişil ve muazzam iyilikler bahşeden veya esirgeyen bir şey olarak düşünürdü. Eğer vahşi ya da fena şeyler yaparsa bu, engel olamadığındandı. Ay, tıpkı bir kadını olduğu gibi denizi etkiliyor, diye düşündü. -Her gün yeni bir gündür. Şanslı olmak daha iyidir. Ama ben titiz olmayı yeğlerim. O zaman şans yüzüne güldüğünde hazır olursun. -Denizde lüzumsuz konuşmamak bir erdem sayılırdı ve yaşlı adam daima bunu böyle görür, saygı duyardı. -Kimse ihtiyarlığında yalnız olmamalı, diye düşündü. Ama bu kaçınılmaz. -Yabanördeği sürüsü gördü ve kimsenin asla denizde yalnız olmadığını anladı. -Ama bir adamın neler yapabileceğini ve nelere katlanabileceğini göstereceğim ona. -Acı da bir erkeğe vız gelir. -Yaşlı adam misinayı bırakıp ayağıyla üstüne bastı ve zıpkınını
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541,1bin okunma
9/10
·354 syf.··
2025 2. kitabı
Sokollu Mehmet Paşa’nın Drina nehri üzerine ölümsüz köprüyü nasıl yaptırdığını, köprünün iki kıyısındaki Bosna Hersekli müslümanların ve Sırp hristiyanların birbirleri ile uyumlu hayatlarını, Birinci Dünya Savaşına gelinceye kadar yaşananları anlatıyor. Bir çok insan hayatı yaşanmışlıkları ve tarihin akışı var romanda. Sayfalar kelimeler dolu dolu okumak zaman alıyor ama keyifli. Nehir akar gider, zaman akar geçer, kuşaklar geçip gider; ama hayrat Drina köprüsü hep kalır. Romandan bana kalanlar; -Sevincini, üzüntüsünü ya da boş vaktini böyle bir yerde geçirmek. Acaba dünyada kaç zengine ya da nasip olmuştur? Şüphesiz az, pek az kişiye. -Vişegradlıların hayal kurma ve düşünceye dalma eğilimlerinin, karakterlerdeki o üzgün sessizliğin nedenini, Kapiya’da geçirdikleri o düşünceye dalma saatlerinde aramak gerekir demişti. Vişegradlıların, öteki kasabalılarla ölçülünce, zevklerine düşkün, eli açık ve hoppa kişiler oldukları inkar edilemez. -İşte bütün bunlar, bir kasım günü çocukta, ömrü boyunca hiç geçmeyecek olan maddi bir sızı bırakmıştı, hatta dini, yurdu ve yaşantısı büsbütün değişti halde bile. Bu sepetteki çocuğun ileride ne olduğunu bütün tarih kitapları anlatır. O Sokollu Mehmet Paşa işte yine böyle bir anında eğer uzaklarda kalan Drina’da, iç içe çeşitli acıların toplandığı salı kaldıracak, o sarp ve ıssız kıyıları, ırmağın kestiği yolları bir köprü ile birleştirecek olursa, belki bu açıdan kurtulabileceğini düşündü. -Kasabanın Müslümanları dinlerine çok bağlıydı. Çünkü daha yeni Müslüman olmuşlardı. -Halk, çok kolay masal uydurur ve onu çok kolaylıkla yayar. -Bura halkı, tembel ve miskin olduğu halde, çok hazır cevap ve alaycı idi. -İki vuruşta bir, çingene, yerde yatan vücuda doğru eğiliyor, kazığın doğru yolda ilerleyip ilerlemediğini bakıyor, hayatla ilgili
Drina Köprüsüİvo Andriç · İletişim Yayınevi · 20257,5bin okunma