Adına mecburiyet denilen bir kaderle bütün insanlar çalıştırılıyor, eski bir kitabın dediği gibi kurtlanıp çürüyecek ve sonunda hırsızların eline geçecek bir hazine biriktiriyor.
Mutluydum, bunu biliyordum da. Bir mutluluğu yaşarken ayırt edebilmemiz zordur; yalnızca geçtikten sonra, arkamıza bakınca -kimileyin de şaşkınlıkla- birden anlayıveririz nasıl da mutlu olduğumuzu.
"eski olan elle tutulur ve sağlamdır, her an onu yaşar ve onunla boğuşuruz çünkü vardır, gelecek olan ise doğmamış ve ele gelmezdir, akışkandır, düşlerin yapıldığı gereçten yapılmadır, bir buluttur; güçlü bir yel -aşk, düş gücü, şans, Tanrı- vurursa seyrelir, yoğunlaşır, dönüşür... ..."