Avcılar tarafından yakalanmış, insanlar arasında yaşamış, sonra da kaçıp eski dağlarına, arkadaşlarının yanına geri dönmüş bir şahinin öyküsüydü bu. Geri döndüğünde ayağında zilli bağlar varmış. Şahinler onu aralarına almak istememişler. "Sana nerede zil bağladılarsa oraya dön! Bizim senin gibi ayaklarımızda ne zilimiz ne de bağımız da var!" demişler. Şahin yurdunu bırakmak istememiş ve kalmış. Fakat diğer şahinler onu aralarında istememişler ve onu gagalayarak öldürmüşler.
Hacı Murat "Beni de öldürecekler!" diye düşündü.
Şimdi ben sana yalnız şunu söyleyebilirim: Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşmadığı her şeyi reddettin. İşte beni teselli eden budur. Bir şimşek gibi çaktın ve söndün. Şimşeği çaktıran göktür. Ve gök ebedidir. İşte budur beni teselli eden...
Sana, senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum: "Merhaba Beyaz Gemi,ben geldim!"
Göğsünün içinde, bu asırlık ağacın kabuğu gibi, yarıklar bulunduğunu sandı ve gırtlağına kadar bir ateş çıktığını hissetti. Aman Yarabbi, ne kadar yalnızdı...
bir atesti söndü
bir bağdı koptu
gönlümle senin arandaki bağ kopunca
kırıldı hüznün tılsımlı kadehi
sarılmaya geldim sana
ama gördüm ki kuru bir dalsın
gördüm ki ölümün gülümseyişisin sen
umudumun yüzünde
...