Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme Lavinia.
1957
Kimileri, bir yaşamın zaten her zaman yön değiştirerek, aslında eskiden beri onun olması gereken yatağa kavuştuğunu söyleyeceklerdir size. Bu da yanlış olmasa gerek...
Allah nâmütenahi kudret ve hikmetin sahibi, çile çektirir, verir. Çektirir, vermez; çektirmez verir; çektirmez, vermez... Kendi bilir ve İbrahim Hakkı'nın dediği gibi, "Neylerse güzel eyler!.." Fakat insanlar hadlerini bilmelidir, İlâhî kudret önünde... Ve çekilmemiş çilelerin, gökten düşme makamlarına nail olanlar, nefslerine sormalıdır: "Ben buraya hangi istihkakla geldim, hangi istihkakla bu makamda oturuyorum?.." Bunlar o kadar ince ki, püf noktalarını belirtir tarih...
Yöneticiler iyi veya kötü olsunlar, kahraman veya zalim olsunlar, onlar kendi milletlerinin birer yansımasıdırlar. Onlar, milli ruhun birer kopyasıdır. Onlar, halk kitlesinin içinden doğmuştur. Bir millet nasılsa, devlet adamları da onlar gibidir. İşte bu nedenledir ki, eskiden beri ‘Her millet, layık olduğu idareye ve devlet adamlarına sahip olur’ denilmiştir.
Dünyaya bu çağda gelmiş olmak, teselli kabul etmeyen bir acı benim için. Ne kadar geç, Tanrım! Nasıl da solup buruşmuş dünya. Zamanın alacakaranlığında doğmuşum gibi geliyor bana ve öğlen güneşinin nasıl olduğunu hayal bile edemiyorum.