Yağız Eren

Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Eski Türkiye’de demokrasinin hiçbir zaman işlememiş olmasının temel nedeni özgürlükten korkan insanların, ‘aile’ yapılanmalarına sığınmalarıydı. Siyasi partilerdeki lider sultasının aşılamama nedeni de buydu, ‘hemşerilik’ olayı da bu. Akraba kayırma, eş-dost kayırma gibi özde bir grubun ötekinin üzerinde hakimiyet sağlaması anlamına gelen anti-demokratik çarpıklıkların nedeni de eski Türkiye insanının yetişkin birey olmanın getireceği yalnızlıktan korkmasıydı. Böylece, radikal bir adım atıp kendileri için düşünüp, kendileri için yaşamaktansa kabul gören düşünceleri benimsiyor, kabul gören yaşam tarzlarını tekrarlıyorlardı.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Edebiyat
O bana hiçbir şeye sahip olmadan, hiçbir şeye aldırmadan yaşamayı öğretti.
Sayfa 23
Edebiyat
Meşrutiyet, müsavat, uhuvvet, (Meşrutiyet rejimi, eşitlik, kardeşlik) diye herkesin ağzına bir parmak bal çaldılar. Bizde kolay karın doyurmanın esas kaidesi, evvela çalmak, sonra çalmaktır. Mutlakiyette buydu, meşrutiyette budur, çalmayan aç kalır. Daima kanun üstünde bir hükümet ya da cemiyet peyda olur. Subaşlarını zorbalar tutar. Boynunu eğer, kanunu, insaniyeti, vicdanı çiğneyerek gittikleri yoldan gidersen yaşarsın. Aksi halde ekmeğinden mahrum kalırsın.
Sayfa 261·Kitabı okuyor
Tarih
Türkler çeviri yaptılar, ithal ettiler. Özgün kültür üretmediler. Bu göçer tarihinin doğal uzantısıdır. Göçerin güç gösterisinin bedeli uygarlık tarihine Türk olarak bir şey katmamış olmamızdır.
Sayfa 234·Kitabı okuyor
Tarih