Atatürk'ün verdiği mesaj,
Doğu ile Batının evrensel laik değerler ve karşılıklı saygı temelinde bir araya gelebileceği, milliyetçilikle barışın uyumlu olabileceği, insan aklının yaşamdaki tek gerçek rehber olduğudur.
Bu iyimser bir mesajdır ve geçerliliği her zaman kuşkulu olacaktır. Ama, saygı gösterilmesi gereken bir ilkedir.
Sayfa 614 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Günümüzde Atatürk'e yöneltilen eleştiriler üç ana başlık altında toplanıyor: demokratik bir hükümet kurmamak; laiklik politikasıyla Türk toplumunu bölmek ve yönetenlerle yönetilenleri birbirinden ayırmak; etnik farklılıkları sindirmek ve özellikle, geniş yerli Kürt topluluğunun haklarını yadsımak.
Sayfa 611 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Atatürk, ancak dini yasalarla aradaki ilişkiyi kopardıktan sonra, kadın ve erkek eşitliğini yasalaştırabildi. Başkentin gün görmüş Osmanlı toplumunda Türk kadınları oldukça geniş bir özgürlük kazanmışlardı. Büyük Savaş sırasında Jöntürk Hükümetinin, başka çaresi kalmadığı için kadınları da çalıştırmaya başlaması, kadın özgürlüğünü ilerletmişti. Ama İslamiyet Medeni Kanuna hükmettikçe, tam eşitlik olanaksızdı ve kadın özgürlüğünde herhangi bir ilerlemeye karşı çıkılabilir ve tam tersine çevrilebilirdi. Türk kadınları elde ettikleri hakları Atatürk'e borçludur.
Sayfa 610 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Atatürk ardında bir diktatörlük değil, bir demokrasi yapısı bırakmıştı.
Atatürk, bir sosyal devrimci olmadığı gibi kesinlikle sosyalist de değildi. Politik devrimi biçimseldi. Buna karşılık, merkezî noktası laiklik olan kültür devrimi, özgün ve çok geniş kapsamlıydı. Aslında Türkiye'yi yöneten sınıfın ve yönettiği devletin laikleştirilme çabaları daha on dokuzuncu yüzyılda başlamış ve 1908'den sonra İttihat ve Terakki tarafından büyük bir gayretle ileriye doğru itilmişti. Ama dinin hükümet işlerinden tümüyle ayrı tutulmasına ilk karar veren Atatürk idi.
Sayfa 608 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu