Benim gerçekten sevdiğim insanlar azdır, beğendiklerim ise büsbütün az. Dünyayı görüp tanıdıkça hoşnutsuzluğum artıyor. İnsanların iç yüzünün nasıl hiç göründüğü gibi çıkmadığını; iyi ya da akıllı gibi görünenlere bile nasıl hiç güven olmadığını her gün daha açıkça anlıyorum.
Küçükken öldüğümü düşünürdüm. Daha doğrusu öldükten sonra cenaze törenim yapılırken olacakları. İnsanların cenazemdeki üzüntülü hallerini düşünürdüm; kimlerin ne kadar üzüleceğini, arkamdan neler konuşulacağını, çok sevdiğim insanların ne tepkiler vereceğini.
yarın, yarın, ardından yarın, ardından yine yarın. günden güne böyle sinsice sokulur işte, gelir vakti zaman. eridi gitti cılız mum. hayat dediğin nedir ki: oynayan bir gölge, sahnede çırpınıp zamanını dolduran zavallı bir oyuncu. oyun bitince duyulmaz artık sesi. bir aptalın anlattığı gürültülü patırtılı bir masal. hiçbir anlamı da yok
Yavaş yavaş ölürler .Seyahat etmeyenler.Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,Vicdanlarında hoşgörüyü barındırmayanlar.Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,Her gün aynı yolları yürüyenler,Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,Bir yabancı ile konuşmayanlar.Yavaş yavaş ölürler
Heyecandan kaçınanlar,Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki parıltıyı görmek istemekten kaçınanlar.Yavaş yavaş ölürler
Aşkta ve işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.