Kübra

Kübra

, bir kitap okudu
7/10
·250 syf.·
7 günde okudu
·
2025 15. kitabı
C. S. Lewis
8.2/10 · 1.374 okunma
Reklam
...Bizimki gibi ülkelerde ve bürokratik baskı rejim­ lerinin geçerli olduğu ülkelerde (Çin, SSCB -son dönem öncesi, Doğu Avrupa, Küba vb.) bilimsel bilginin (sosyal bilim) göreli bağımsızlığı da ortadan kalkmakta, bağımlılık mutlak bir nitelik kazanmaktadır. Böyle bir göreli özerklik yokluğu, hem toplum­ da irrasyonel, bilim dışı, iç tutarlılığı olmayan bir toplum ve tarih versiyonunun ortaya çıkmasına neden olmakta, hem de bi­limsel entelektüel gelişmeyi engellemektedir.
Sayfa 33 - Yordam Kitap, 2. Basım, Mart 2019·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
Cumhuriyetin yeni yönetici elitinin ve dayandığı tarihsel olarak geri sosyal sınıfların ihtiyacı olan bu resmi ideolojiyi oluşturmak da İttihatçı artıklarına ve onların devamı olan Cumhuriyet aydınlarına düşecekti. Cumhuriyet aydınları resmi ideolojinin üreticisi ve yayıcısı olma misyonuna koşulmuşlardı. Resmi ideolojiyi üretip yaymaya koşulmuş aydınların devletle olan ilişkileri ve devlet karşısındaki konumları da, ister istemez "özel bir veçhe" kazanmıştı. Bir bakıma Osmanlı aydınının konumuna benzer bir konumdaydılar. Dolayısıyla, kapitalist topluma özgü aydınlar gibi, devletten "görece bağımsız" değillerdi. Bu durum, düşünsel entelektüel alanı kısırlaştırmış, antidemokratik, tektip, bağnaz bir düşünce kalıbının yerleşmesi sonucunu doğurmuştu.
Sayfa 24 - Yordam Kitap, 2. Basım, Mart 2019·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
Yaklaşık yetmiş yıldır bir sermaye sınıfı yaratmak için büyük çaba harcandı. Emekçi toplum kesimleri büyük baskılara maruz bırakıldı. Ne ki, 1920'lerin "komisyoncu sermayesi" şimdilerde. uluslararası sermayenin (çokuluslu şirketlerin) ''taşeronluğu" konumuna ancak terfi edebilmiş durumdadır. Türk özel sermayesi onca yıl "teşvik'', "destek" ve ''vurgun"dan sonra yeni teşvikler, ayrıcalıklar istiyor ve ancak emperyalist sermayenin eteğine yapışarak ayakta kalabiliyor. Bugün de ülkenin geleceği bu "marazi" sermaye sınıfının dinamizmine terkedilmiş durumdadır.
Sayfa 24 - Yordam Kitap, 2. Basım, Mart 2019·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
Türkiye'nin bugünkü performansı söz konusu olduğunda, egemen sınıfların ve sözcülerinin yarattığı ideolojik şartlanmadan yeterince nasiplenmiş olanlar, ülkenin elli-altmış yıl öncesi durumuna bakarak "değerlendirme" yapmayı yeğli­ yorlar. Türkiye'nin son elli-atmış yılda belirli bir mesafe kay­dettiği kesindir. Bu zaman zarfında yerinde sayan hiçbir toplum yoktur. Böyle bir şey zaten eşyanın tabiatına da aykırıdır. önem­ li olan ülkenin kapitalist Dünya sistemi içindeki konumunun ne olduğu, ne yönde, nasıl ve ne kadar değiştiğidir. Üstelik her değişmeyi "ilerleme"yle, her büyümeyi de "kalkınma"yla özdeş saymak sakıncalıdır. Eğer bir anlam ifade ediyorsa; 1987 veri­ lerine göre Türkiye nüfusunun %40'nın (21 milyon) yıllık geliri 355 dolardı! Karşılaştırmanın anlamlı olabilmesi için, "geriye" değil "etrafa" bakmak gerekir. Bir toplumsal formasyonun başarısı düne göre bugün neye sahip olduğuyla değil; fakat karşı karşıya olduğu sorunları çözebilme yeteneğiyle ölçülür.
Sayfa 25 - Yordam Kitap, 2. Basım, Mart 2019·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
Reklam