Kübra

...önemli bir teorik sorunla karşılaşılır ki, o da, bil­ ginin niteliğinin hakim sınıflar ve devlet karşısındaki konu­ mudur. Bilimsel bilginin göreli bir özerkliği vardır. Dolayısıyla üretilen bilimsel bilgi ile hakim sınıflar arasında bire bir doğru­ dan bir ilişki olduğunu varsaymak sakıncalıdır. Bilimsel bilginin (sosyal bilim) sınıfsal bir öze sahip olması, onun göreli özerk­ liğini ortadan kaldırmaz. İşte bu durum, sosyal bilimlerde taraf­ sızlık sorununu tartışma gündemine getirmiştir. Göreli özerkliğe ( autonomie relative) rağmen, tarafsızlık bir safsatadan ibarettir. Son tahlilde sınıfsal çıkarlardan tam bağımsız bir bilgi (sosyal bilim) olanaksızdır. Bilim adamı ''tarafsız olmalıdır" ya da ''tarafsızdır" dendiğinde, asıl söylenmek istenen, gerçekten tarafsızlık değil, iktidarlardakilerin, mülk sahibi sınıfların istemediklerini söylememek, tartışma konusu yapmamaktır. Tersini yapanlar; yani iktidardaki sınıfların istemediklerini yazıp söyleyenler, tartışma konusu yapanlar, "bilimsel tarafsızlıktan uzaklaşmış" sayılırlar ve tarafsızlıktan ayrılmanın da bedelini şu ya da bu biçimde öderler.
Sayfa 32 - Yordam Kitap, 2. Basım, Mart 2019·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Her sınıflı toplumda iktidardaki sınıflar, sömürüyü gizlemek, sömürü ve baskıyı meşrulaştırmak, mevcut düzenin değişmez­ liği düşüncesini kabullendirmek amacıyla "efsaneler", "hurafe­ler" üretirler. Kurulu düzenin devamı, ideolojik bulanıklığın sürdürülmesine ve hurafelerin egemen kılınmasına bağlıdır . İşte entelektüel, egemen olan sınıfların, gizli kalmasını istediklerini açığa çıkarmaya çalışan, gerçeğin saptırılmış ( reifiye) bir ver­siyonunu kabullenmeye razı olmayan, iktidarlardakilerin empoze etmekten çıkarı olduğu "bir toplumsal değerler siste­mi"ne başkaldıran; örneğin egemen ideolojiye, resmi tarihe karşı çıkarak, gerçekten yaşanmış olanla, yaşandığı varsayılan, gerçeğin çarpıtılmış ya da "resmi versiyonu" arasındaki uyum­suzluğu ortaya çıkarmayı kendine iş edinen kişidir... Egemen olan sınıfların ve devletin her türlü politika ve uygulamalarını eleştirebilen, bu alanda hiçbir yasağa, tabuya, inkarcılığa itibar etmeyen, sorunları sadece ulusal planda değil, evrensel planda ele alıp kavramaya çalışan kişidir...
Sayfa 30 - Yordam Kitap, 2. Basım, Mart 2019·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
The Universal Jewish Encyclopedia, Mesih'in diüer milletleri ne yapacağını şöyle bildiriyor: "Mesih geldiğinde diğer milletler ya fethedilecek(Kitab-ı Mukaddes, İşaya, Bab 11/14), ya imha edilecek(Kitab-ı Mukaddes, İşaya, Bab 11/15), ya da dinlerinden döndürüleceklerdir. Ama sonları ne olursa olsun, o tarihten sonra İsrail için sıkıntı kaynağı olmaktan çıkacaklardır." (The Universal Jewish Encyclopedia, vol. 7, s. 503.)
Sayfa 29 - E-kitap Araştırma Yayıncılık. 8. Baskı, mart 2009·Kitabı okuyor
Tarih ve Siyaset
Yahudi kaynakları, Mesih'in gelişinin yahudiler için bir kurtulufl olduğunu söylerler ama bu "kurtuluş"un yahudi olmayanlar için ne anlama geldiği üzerinde pek durmazlar. Mesih, yahudileri "kurtarırken" diğer milletleri ve dinleri ne yapacaktır? Bunun cevabını önce yahudi kaynaklarında diğer millet ve dinlere nasıl bakıldığında aramak gerekiyor. Bu kaynaklardan en önemlisi Eski Ahit (Tevrat)tır. Eski Ahit'e göre, yahudiler diğer tüm halklardan üstün ve "seçilmişi" bir halktır. Yeryüzünün gerçek sahipleri onlardır ve yeryüzünü yönetme hakkı da onların elindedir. Bu konudaki yüzlerce Tevrat hükmünden birkaçı şöyledir: Siz Allahınız Rabbin oğullarısınız... Çünkü sen Allah'ın mukaddes bir kavmisin ve Rab yer üzerinde bütün kavimlerden üstün olarak kendisine has bir kavim olmak üzere seni seçti... (Kitab-ı Mukaddes: Eski ve Yeni Ahit. İstanbul: Kitab-ı Mukaddes şirketi, 1981, Tesniye, Bab 14/12.) –Ve onlardan nefret ettim. Fakat size dedim: Siz onların topraklarını miras olarak alacaksınız ve ben size onu mülk olmak üzere vereceğim, ben sizi milletlerden ayırt eden Allahınız Rabbim. (Kitab-ı Mukaddes, Levililer, Bab 20/24.) Ben dedim. Siz ilahlarsınız ve hepiniz yüce olanın oğullarısınız. Kalk ey Allah yeryüzüne hükmet. Zira milletlerin hepsine sen varis olacaksın. (Kitab-ı Mukaddes, Mezmurlar, Bab 2/8-9.)
Sayfa 28 - E-kitap Araştırma Yayıncılık. 8. Baskı, mart 2009·Kitabı okuyor
Tarih ve Siyaset
Bugün Türkiye'nin kendi yolunu bulabilmesi, "sağlıklı" bir kalkınma yoluna girebilmesi, uluslararası düzeyde saygın bir ülke konumuna gelebilmesinin önündeki en büyük engel "yapay" bir resmi ideolojinin varlığıdır. Bu resmi ideoloji, bi­ limsel-entelektüel gelişmeyi ve yaratıcılığı sürekli engelleyerek, düşünsel alanı çoraklaştırmakta, demokratikleşmenin önünde önemli bir engel oluşturmaktadır. Cemil Meriç, "Bu hadım edilmiş idrakle, bu 'izinli' hürriyetle kalkınmak. mümkün mü?" derken, bu açmazı çarpıcı bir şekilde ifade etmiştir.3 Geçerli resmi ideoloji, toplumun kendisi hakkında düşünme yeteneğini dumura uğratmaktadır. "Sermaye Uygarlığı" ile ilgili olarak doğru bir tavır geliştirebilmek için, iki yüzyıldır hep aynı çik­ maz yolun yolcusu olduğumuz ortaya konulmalıdır. Bu konuda­ ki yanılgı da "Milli Mücadele" konusundaki yaklaşımlarda ve Cumhuriyet Rejimi'nin tahlilinde odaklaşıyor. Milli Mücadele ve Cumhuriyetin ilk on yılları üzerinde kitabın hacmine göre biraz fazlaca durmamız bu bakımdan gerekliydi.
Sayfa 23 - Yordam Kitap, 2. Basım, Mart 2019·Kitabı okudu