Kübra

Kübra

, 2025 okuma hedefini güncelledi.
2025 OKUMA HEDEFİ
39/30 kitap - %130 tamamlandı
39 kitap okudu
30 kitap
10,2bin sayfa
2 inceleme
202 alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Madem dünyaya bakarken kıstasımız Kuran olacaktır, o halde Kuran'ın dünyanın politik durumu hakkında ne gibi bilgiler vermekte, ipuçları aktarmakta olduğuna bakmamız gerekmektedir. İşte bu noktada Kuran'da hemen göze çarpan "İsrailoğulları" faktörüyle karşılaşırız. Kuran'da, çok dikkat çekici bir biçimde, sürekli olarak "İsrailoğulları"ndan söz edilir. Allah Kuran'da, "İsrailoğulları"nın en çok "dünya hırsı"na sahip olan topluluk olduğunu (Bakara Suresi, 96); kendilerini diğer insanlardan üstün gördüklerini (Cum'a şSuresi, 6); diğer insanların "mallarını haksızlıkla yediklerini" ve onları faiz yoluyla sömürdüklerini (Nisa Suresi, 161); peygamberleri "öldürdüklerini" (Al-i İmran Suresi, 183); yeryüzünde savaş çıkarıp "bozgunculuğa çalıştıklarını" (Maide Suresi, 64); kendi soydaşlarını da öldürdüklerini veya yurtlarından sürdüklerini (Bakara, 84-85); "zalim" olduklarını (Bakara Suresi, 59); sıkça "ihanet" ettiklerini (Maide Suresi, 13); İslam'a "kin ve hınç" beslediklerini (Nisa Suresi, 46); Müslümanlara karşı "düzen" kurduklarını (Al-i İmran Suresi, 54); Müslümanlar için "en şiddetli düşman" olduklarını (Maide Suresi, 82); "küfre sapanlarla dostluklar kurdukları"nı (Maide Suresi, 80); insanlara "zulüm" yaptıklarını ve onları "Allah'ın yolundan" alıkoyduklarını (Nisa Suresi, 160) bildirir. Bu ayetler, bizlere, dünyanın politik, ekonomik ve sosyolojik yapısı üzerinde "İsrailoğulları" faktörünün çok önemli bir yeri olduğunu haber vermektedir. Hele, Müslümanlar açısından, kendileri için en şiddetli düşman olan ve dinlerine kin ve hınç besleyen "İsrailoğulları"nın büyük önem taşıdığına kuşku yoktur. Bunların yanında hemen belirtmek gerek, Kuran, "İsrailoğulları"ndan söz ederken "onların hepsinin bir olmadığını" (Al-i İmran Suresi, 113) da ha-ber verir.
Sayfa 8 - Araştırma Yayıncılık. 8. Baskı, mart 2009·Kitabı okuyor
Din
Biz bu kitapta, kurulu dünya düzenini ve bu düzenin bir aşaması olan Yeni Dünya Düzeni kavramını Kuran'ın verdiği kıstaslara göre inceleyeceğiz. Çünkü Yeni Dünya Düzeni ya da onun içeriği olan "medeniyetler çatışması", Müslümanlarla yakından ilgilidir. Müslümanlara karşı açılan bir cephe sözkonusudur. Müslümanları bu denli birinci dereceden ilgilendiren bir konuda ise, bir Müslüman için Kuran'dan daha önemli bir yol gösterici olamaz.
Sayfa 8 - Araştırma Yayıncılık. 8. Baskı, mart 2009·Kitabı okuyor
Tarih ve Siyaset
Biz, Müslüman olmanın bir gereği olarak, herşeyi olduğu gibi, dünyada kurulu olan düzeni de incelerken kıstas ve rehber olarak Kuran'ı kullanacağız. Dünyayı, resmi tarihe, resmi görüntüye, toplumun üzerinde ittifak ettiği genel-geçer doğrulara ya da bir takım ideolojilere göre değil, Kuran ayetlerine ve Kuran'ın getirdiği düşünce metotlarına göre değerlendireceğiz. Kuran'ı tanımayan bir kişi, bunun nasıl yapılacağını anlamakta zorlanabilir. Bir "din kitabı"nın, dünyanın politik yapısını, hem de son derece yeni bir kavram olan Yeni Dünya Düzeni'ni anlamak için temel kaynak olarak kullanılmasını yadırgayabilir. Çünkü o, Kuran'ı asırlar önceki insanlara seslenen ve dolayısıyla da bugünle fazla bir ilgisi olmayan bir kitap sanmaktadır. Oysa gerçek böyle değildir... Kuran, her döneme ve her topluma seslenen, onları kavrayan ve açıklayan bir kitaptır. Onun ilahi olmasının özelliğidir bu. İmani konuların yanısıra, Müslümanın karşılaşacağı toplum ve dünya modeli de Kuran'da açıklanır. Çünkü Kuran, "muttakiler (Allah'tan sakınanlar) için yol gösterici olan bir kitaptır" (Bakara Suresi, 2) ve "her şeyin açıklayıcısı" (Nahl Suresi, 89) olarak indirilmiştir. Dolayısıyla bir müminin ihtiyaç duyacağı her yol gösterici bilgi, hikmetli bir biçimde Kuran'da açıklanmıştır. Mümin, davasının bir gereği olarak içinde bulunduğu toplumu ve dünyayı da sosyolojik ve politik yönden tanımak zorundadır. Bu nedenle Kuran, mümine dünyanın politik ve sosyolojik yapısı hakkında da çok önemli bilgiler ve işaretler verir.
Sayfa 7 - Araştırma Yayıncılık. Baskı, mart 2009·Kitabı okuyor
Tarih ve Siyaset
Dünyayı anlamaya çalışırken yol göstericimiz nedir?... Aslında çoğu insan bu soru üzerinde hiç düşünmemiştir. Onun rehberi toplumdur. Toplumdan öğrendiği doğrulara ve yanlışlara göre değer yargıları oluşur. Toplum, dünyanın düz olduğuna inanıyorsa, o da öyle düşünecektir. Yamyam kabilesinde büyüyorsa, insan eti yemeyi doğal karşılayacaktır. Nazi Almanyası'nda Hitler'e tapınmayı haklı bulacaktır. Kısacası, çoğunluğa uymak, bir değer taşımamaktadır. Dünyayı anlamak için, bir de toplumdan yüz çevirip "dahi"lerin buluşlarına yönelinebilir. İdeolojilerden medet umulup, ideologların düşüncelerine bel bağlanabilir. Örneğin, Marx'ın tüm dünyanın, hatta evrenin, nasıl oluştuğunu, hangi yasalara göre işlediğini, geleceğinin ne olduğunu keşfettiğine inanılabilir. Bu gidişatta, Marx'ın en büyük öğrencisi olan Lenin'in "o muhteşem beyni", muhafaza edilip "insanlığın istifadesi" için saklanabilir. Ama gün gelir ideolojiler çöker ve yanlış oldukları anlaşılır. Ve Lenin'in beyni çöpe atılır... Bu kaçınılmaz son, tüm ideolojilerin başına gelecektir. Çünkü, evren ve dünya hakkında ortaya doğru bir kıstas koyabilmek için, tüm evrenin tüm bilgilerine sahip olmak, tüm geçmişi ve geleceği bilmek gerekmektedir. İnsanın böyle bir işin milyarda birini bile başarmaktan çok uzak olduğu ortadadır. Dolayısıyla, insan aklının ürettiği ideolojiler, temelden çürük, hatta komik birer sistemdir. Bu nedenle gerçek bir rehber, ancak insanüstü bir kaynaktan gelebilir. Tüm evreni, geçmişi ve geleceği bilen, hiçbir şey bilgisinin ve gücünün dışında olmayan insan-üstü bir kaynaktan... Bu da, hiç şüphesiz Allah'tır... Allah, her şeyi yaratan, ilmi her şeyi kuşatan, geçmişi ve geleceği bilendir. İnsanı yaratan ve onu şekillendiren O'dur. İnsana gerekli olan herşeyi bilen ve onun için en doğrunun ne
Sayfa 6 - Araştırma Yayıncılık. Baskı, mart 2009·Kitabı okuyor
Din