Zeynep Kılıç

Büyük Birader'in gözleri paranın üstünden bile sizi izliyordu. Paraların, pulların, kitap kapaklarının, bayrakların, posterlerin, sigara paketlerinin üstünden... her yerden. Hep sizi izleyen o gözler ve sizi sarıp kuşatan o ses. Uykuda ya da uyanık, çalışırken ya da yemek yerken, içeride ya da dışarıda, banyoda ya da yatakta... kaçış yoktu. Kafatasınızın içindeki birkaç santimetreküp dışında, hiçbir şey sizin değildi.
Can Yayınları, 33. Baskı·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
“Belki orada olduğumuzun farkındaydı, bilmiyorum. Ona yararı olmadı. Onun için hiçbir şey yapamıyordunuz. O anda şunu anladım... Hiç kimse için hiçbir şey yapamayacağımızı... anlıyor musunuz... Birbirimizi kurtaramayız. Kendimizi de.”
Elmasları toprağın derinliğinden çıkarırlar; gerçekleri de düşüncenin derinliklerinde bulmak kabildir. Bu derinliklere indikten sonra, bir hayli zaman bu karanlıkların karanlığında el yordamıyla arandıktan sonra en sonunda elmaslardan birini bulabilmiş, onu eline alabilmişti; ona bakarken gözleri kamaşıyordu.
Sayfa 205 - ALTIN KALEM
Anlaşılmak için sözcüklere başvurmak zorunda kalmamak...
Öyle anlar vardır ki sözcükler bir işe yaramaz, şu anda ağlayabilmeyi, her şeyi gözyaşlarımla söylemeyi, anlaşılmak için sözcüklere başvurmak zorunda kalmamayı ben de çok istiyorum.
Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek."
Reklam