Şahsen Tahsin Yüce Beyfendi'yi ilk kez tanıdım. Çok geç kalmışım onu anladım. Toplumcu-gerçekçi yazarları seven biri olarak bu çok utanç verici benim için ama geç olsun güç olmasın.
Roman açıkçası yıllar sonra tam bir klasik olabilecek bir kitap. Yazarın anlatımı müthiş. Kitap su gibi akıyor. Betimlemeler az olay örgüsü ustalıkla işlenmiş ve çok akıcı. Karakterler kendi içinde tutarlı ve çok güzel işlenmiş. Ben hayran kaldım. Bu kitap bana bir kitapta dolu dizgin bir aşk olmasa da fantastik bir macera veya kahramanlık olmasa da heyecenlı olabileceğini gösterdi. Bu da yazarımızın ustalığı çünkü aslında konu köyden kente göç eden bir kadının günlük yaşamı. Böyle söyleyince ne kadar basit değil mi? Ama asla öyle değil. Bu bir dönüşüm, bu bir hırs, bu bir tutku, bu bir sevda, bu bir yalnızlık, bu bir açlık, bu bir mücadele, bu bir aldanış, bu bir çaresizlik hikayesi. Yani aslında "hayat"ın ta kendisi. Kitabın arka kapağında yazdığı için ben de buraya yazıyorum. Yeni çağın çılgınlığı olan tüketim toplumu olmanın eleştirildiği bir roman. Herkes kendinden birşey bulacaktır eminim çünkü biz de aynı Kumru gibiyiz. Hadi Kumru saf, naif bir köylü kızıydı ve bilgisizdi. Peki ya biz çoğu kentlerde büyümüş, okumuş insanlar. Bizler nasıl oluyor da kapitalizmin adi tuzağına düşüyor ve tüketip çılgınlığına bu kadar kapılıyoruz. En sekülerimizden en muhafazakarımıza kadar biz resmen tüketmek için yaşıyoruz. Halbu ki yaşamak bu mu? Elbette ki modern çağın gerektirdiği eşyaları kullanmak doğal. Kullanacağız da... Ama bunları araç olmaktan çıkarıp amaç hâline getirmek niye. Biz bu muyuz? İnsan dediğimiz varlık dönüşe dönüşe bu ucubeye mi dönüşecekti? Bana bunları düşündüren bu soruları sorduran bu harika kitabı herkese tavsiye ediyorum. İyi okumalar.