Yazar, önce doğayla, coğrafyayla tanıştırıyor bizi. Biliyor ki insanı tanımamıza, çözmemize, anlamamıza coğrafyanın büyük bir katkısı var.
İnsan elinin verimleştirmeye çalıştığı bozkır topraklar, yaşamlarının bir parçası olan Don nehri, hasat zamanları; atlar, büyüleyici ve bir o kadar gerçekçi bir şekilde tasvir ediliyor ve bu saydıklarımın hepsi insanı etkisi altına almakla beraber girdisini, çıktısını da insana mâl ediyor.
Kitaba başladığınızda kuzey rüzgârı hafifce yüzünüzü okşuyor. Daha sonra kendinizi Don Nehri'ni kendilerine mesken edinen ve bir nevi onu kutsallaştırıp kuşatan Tatarski köyünde buluyorsunuz. Don Kazaklarının arasına karışıp onlarla yaşamaya başlıyorsunuz. Sonra nelere mi şahit oluyorsunuz?
Gelin hep beraber bakalım!!
Don Kazakları da 'Tekdüze' diyebileceğimiz bir yaşam sürdürmektedirler. En azından öyle görünüyor. Fakat insanın kendisi karmaşık bir yapıya sahip olduğu için 'Tekdüze' kelimesini es geçebiliriz... Melehov ailesi üzerinden ilerleyen kitap tüm insanlığı barındıran ve ilgilendiren konuları ele almaktadır. Örneğin; Aile ilişkilerini, komşuluk ilişkilerini, kadın-erkek ilişkilerini; hatta ensest ilişkilere bile değinmektedir. Çünkü o insanı anlatmaktadır. Bunlarla paralel olarak Kazak halkının gelenekleri ve yaşantıları hakkında da bilgi edinmeye başlıyoruz. Şolohov'un kişilerin ruh hallerini anlatmaktaki ustalığı, insan hakkında bilinmeyen bir sürü psikolojik, duygusal yönünü ortaya sermektedir.
Sonra ne mi var?
Rusya, dönemin genel ortamı, havası; yönetimi, yöneticileri (Çarlık Rusya ) Sınıfsal nefretin tohumlarının yeşerdiği, halkın bilinçsizce yönlendirildiği; düşünmekten, eleştirmekten yoksun bir toplum. Sosyalizm'in yavaş yavaş filizlendiği fakat bastırılmaya çalışıldığı bir ortam. Ekonomik eşitsizliğin, zorbalığın,