Birçok kişi, kendi adına, gerçekte hiç görülmemiş ve hiç bilinmeyen cumhuriyetler ve prenslikler hayal etmiştir; kişinin nasıl yaşadığı ile nasıl yaşaması gerektiği arasında öyle büyük bir uçurum vardır ki, yapılması gereken uğruna yapılanı terk eden kişi, çok geçmeden korunmasını değil, yıkımını öğrenmiş olur; çünkü her zaman iyi bir insan olmak isteyen kişi, iyi olmayan onca insan arasında kesinlikle yıkıma uğrayacaktır.
|Niccolo Machiavelli
Nereye gitsem,aynı aidiyetsizlik, yararsız oyun duygusu da benimle: Beni hiç ilgilendirmeyen şeylerle ilgileniyormuş gibi yapıyor; neler olup bittiğinden, nerede olduğumdan habersiz, kendiliğinden ya da iyilik olsun diye kımıldayıp duruyorum. Beni cezbeden başka bir yerdir, ama bilmiyorum neresi.
İnsan sadece kendisine cazip gelen şeyleri ister, yalnızca kendi ortaya attığı ve başkaları ile paylaştığı şeyler yoluyla iletişim kurar; bir “alışveriş” içeren şeylerden keyif alır; yalnızca tamamladığı bir şeyin devamlılığını sürdürdüğü gördüğü zaman mutlu olarak ölür. Aynı zamanda önemli olan, insana sadece bir şeyler öğretmek değil, onu yetiştirmek, geliştirmek ve varlıklarla bir anlam verebilecek şeyleri göstererek onun içindeki insancıl yanı ortaya çıkarmaktır.
Göreli mutluluk üç kaynaktan gelir: kişinin olduğu şey, kişinin sahip olduğu şey ve kişinin diğerlerinin gözlerinde temsil ettiği şeyler. Schopenhauer bizim ilkine odaklanmamizda ve ikincisi ile üçüncüsüne - sahip olunanlar ve şöhretimiz- güvenmememiz gerektiğinde ısrar eder, çünkü o ikisi üzerinde kontrolümüz yoktur; bizden alınabilirler ve alınacaklardır.
kim olduğun önemli değildir, kim olabileceğin önemlidir. kim olabileceğini bir anlığına da olsa anlayabilmektir önemli olan. işte aşk bunu öğretir insana, diğer tüm duygulardan tek farkı da budur.