"çoktandır herşeyim uzakta
vakitli vakitsiz aynalara bakıyorum
dönüyorum bir daha bakıyorum
bir kadın gelse ayaklarıma kapansa ölse
daha önce yitirdiğim bir vakit aklıma geliyor
dönüyorum bir daha bakıyorum
örneğin defneler parkta yahut lâz kirazları
güneş vurmuş çıplak sokaklar kat kat evler
duvarlara oyulmuş kadersiz heykellerin patlak gözleri
su kurbağaları gelip geçen bir çizgi gözlerimden ince
bana birşeyler hatırlatmaya uğraşıyorlar
ama hatırlar mıyım benim aklım var
öyle birşey yok elbet hatırlamam
lâz kirazının da kırmızı balıkların da çabası boşuna
ne varsa şurada var diyorum
dönüyorum oraya bir daha bakıyorum
sanıyorum ben yanında değilken dalgınken yahut
yahut sevişmezken yahut ölürken
dünya kalleşçe değişiyor uzaklaşıyor
namussuzca kaçıyor
ya onu tutuyorum ya ardından koşuyorum telâşla
işte ya öyle sanıyorum şaşarsınız"
Turgut UyarDünyanın En Güzel Arabistanı
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Son derece yumuşak başlı bir yaratılışım vardır. Arzularım şunlar: Mütevazı bir kulübe, sazdan dam ama iyi bir yatak ve iyi yemek, tazecik süt ve tereyağı, pencerede çiçekler, kapının önünde birkaç güzel ağaç; ve yüce tanrı beni tam anlamıyla mutlu kılmak istiyorsa, bu ağaçlarda şöyle altı-yedi düşmanımın sallandığını görme sevincini tattırır bana. Ölmelerinden önce, müteessir bir halde, bana yaşamda çektirmiş olduklarının hepsini affedeceğim – evet, insan düşmanlarını affetmelidir, ama ancak onlar asıldıktan sonra."
Heinrich Heine
Egon Friedell, başyapıtı sayılan Yeniçağ'ın Kültür Tarihi'nde (Kulturgeschichte der Neuzeit), çağların sıradan insanlarca yaşandığını, ama ancak dahiler tarafından 'özetlenebildiğini' söyledikten sonra, Shakespeare, Cervantes ve Goethe'nin adlarını bu dahilerin ilk sırasında anar.
Friedell'in Yeniçağ'ın Kültür Tarihi'nde Faust üzerine kaleme aldığı şu satırlar, Goethe'nin evrenselliğinin de çarpıcı bir göstergesi niteliğindedir: "Goethe'nin Faust adlı eserinin olağanüstü yanı, Yeniçağ'ın bir kültür tarihi niteliğini taşımasıdır. Faust, yolculuğuna bir mistik olarak başlar ve bu yolculuğu bir politikacı olarak tamamlar. Faust, modern insanın kendini binlerce maskenin ve kostümün ardında gizleyen tüm baştan çıkma yollarını, alkolikliği, cinselliği, dünya sancısını, üstün-insan olma tutkusunu yansıtır; bu arada Faust, aynı zamanda örnek bir doyumsuzdur; olup bitenleri bir bütünde birleştirme çabası ise hep boşunadır. Faust'un trajedisi, Yeniçağın insanının trajedisidir; akılcılığın, kuşkuculuğun, gerçekçiliğin trajedisidir. Faust'un yanında şeytan yer alır . Ama Mefisto, aslında kötü değildir, sadece neşeli, alaycı, materyalist ve her şeyden önce akıllı biridir ... dahice benmerkezciliğin en tutarlı temsilcisidir... "
"Faust", bilginin iktidarı uğruna ruhunu şeytana satan kişidir. Goethe'nin Faust tragedyasıyla simgelenen evrensel gerçek ise, gerçekte insanın ruhunu, tarihinin başlangıcından bu yana, şu ya da bu amaçlar için hep satmış olduğu gerçeğidir.
Günümüz açısından belki de tek değişik sayılabilecek durum, bugünün Faust'unu somutlaştırmak için şeytanı yanına ayrıca koymaya gerek bulunmamasıdır. Çünkü günümüz insanı, insanlığını yitirdiği ölçüde kendi şeytanını kendi iç dünyasında yaratmakta sıkıntı çekmemektedir.
Yarat Ey SanatçıJohann Wolfgang Von Goethe