Canım Emilie du Chatelet, bir düşsün sen!
Umarım hoşlanıyorsun kendine güvensiz yıkıcı erkeklerden.
Bir şey varsa eğer sekülerlikten daha çok seveceğim,
O da o gündür seninle buluşup gezeceğim.
Fizik bilimi üstüne çalışmaların kalbimi zayıflatıyor;
“Principia Methematica” çevirinle nutkum tutuluyor.
Gel ateşin elementlerini keşfedelim,
Ve kim bilir daha neler yaşayacağız, öğrenelim!
Fransız hükümeti fikirlerimi bastırmaya çalışsa da,
Olacaksın sonsuza dek her düşüncemin odağında.
Bırak büyüleyici aklından bir şeyler öğreneyim,
Ve bırak bazen aklının ötesini göreyim
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bildiğim tek şey; hiçbir şey bilmediğimdir. Kaç kez agorada toplandık ve tanrısallık konusundaki ortak bakış açımızı tartıştık, ama yine de senin hakkında pek bir şey bilmiyorum. Mesela; her zaman kadın doğumcu muydun? Maddi zenginliğin ötesinde bir erdem gözetir misin? Kaç kardeşin var? Birçok şey ilgimi çekmez, yine de aşk sanatıyla ilgili bir şeyi anladığımı düşünüyorum: Aşk, karşındaki insanı bezdiresiye soru sormaktır. Devam edeyim mi?
Manayı arzularız ama henüz ona ulaşamadık. Ulaşmaya daha çok gayret etmek yerine, sana arka arkaya altı mektup yazmak zorunda kaldığım ve hiç cevap alamadığım bir dünyayı anlamaya çalıştığımız bir trajik varoluşu yaşamaya prangalıyız. Altı. Anlamadın mı? Seni arzuluyorum ve sana hala kavuşamadım. Bu absürtlüğe neden maruz kalıyorum? Söylediğim bir şeyden dolayı mı? Gerçekten, bana söyleyebilirsin. Evrendeki bu acımasız ve kayıtsız sessizliğe daha fazla dayanamayacağım. Mesela, sadece bir yanıt versen, bayağı iyi olurdu. Ya da, ne biliyor musun? Artık umursamıyorum. Benimle buluşma. Yakında öleceğim ne de olsa ve hayat mana olmadan daha iyi. Böylece asla hayal kırıklığına uğramam.