Alper

Alper
Ne aşağıda teselli var, ne yukarıda. Bir tek biz varız. Küçük, kimsesiz, çabalayan, birbiriyle savaşan bizler.
İnsan erişmek istemez en büyük olana, Kıskançlığı sadece kendi gibi olanlara yöneliktir; Kıskançların en kötüsü ise dünyada, Herkesi kendisiyle eşit bilendir.
Edebiyat
Reklam

Alper

, bir kitap okudu
10/10
·384 syf.·
15 günde okudu
·
2021 37. kitabı
Carl Sagan
8.8/10 · 7,1bin okunma
İskenderiye Kitaplığında çalışan son bilgin bir matematikçi, astronom, fizikçi ve yeni-Platoncu felsefe okulu önderiydi. Herhangi bir çağda bir insanın gösterebileceği en olağanüstü başarıları kendinde toplamış olan bu kadının adı Hypatia'ydı. 370 yılında İskenderiye'de doğmuştu. Kadınların elinde çok az olanakların bulunduğu ve onlara eşya gözüyle bakıldığı bir dönemde, Hypatia serbestçe ve geleneksel kurallara aldırış etmeden erkek çevrelerinde dolaşırdı. Her bakımdan güzel bir kadındı. Peşinden koşan epey erkek olmasına karşın evlenme önerilerini reddettiği biliniyor. Hypatia döneminin İskenderiye'si artık epeydir Romalıların egemenliği altında kalmış bir kentti ve gerginlik içindeydi. Kölelik klasik uygarlığın canlılığını çürütmüştü. Hıristiyan Kilisesi yeni doğmuştu; gücünü kökleştirerek putperestliğin etkisini ve kültürünü silmeye çaba harcıyordu. Hypatia bu köklü sosyal güçlerin patlama noktası üzerinde basıncı ayarlama rolündeydi. İskenderiye Başpiskoposu Cyrillus, Hypatia'nın Romalı valiyle olan yakın dostluğu, öğrenimin ve bilimin simgesi olması, bunun da Kilise tarafından putperestlikle eş görülmesi nedeniyle ondan nefret ediyordu. Ama Hypatia hayatının tehlikede olduğunu bile bile öğretime ve öğretilerini yayımlamaya devam etti. 415 yılında bir gün işe giderken Başpiskopos Cyrillus'un müritleri tarafından yolda kıstırıldı. Atlı arabadan indirildi, elbiseleri yırtıldı ve katiller ellerindeki deniz kabuklarıyla Hypatia'nın etlerini kemiklerinden kazıdılar. Kalıntısı yakıldı, eserleri yok edildi ve adı unutuldu. Cyrillus'a ise azizlik payesi verildi. İskenderiye Kütüphanesi'nin şanlı ve şerefli varlığı anıların loşluğuna karışmıştır. Hypatia'nın öldürülmesinden sonra kütüphanenin son kalıntıları yok edildi. Bu olayla tüm uygarlık sanki kendine bir beyin
Bilim
İkinci Dünya Savaşı'nda kullanılan bombalarda yirmi ton TNT vardı ve bir kentin bir semtini yakıp yıkabiliyordu. İkinci Dünya Savaşı'nda tüm kentlere atılan bombaların tutarı iki milyon tondu. Başka bir deyişle, iki megaton. XX. yüzyılın sonlarına doğruysa bir tek termonükleer bombanın salıverdiği enerji tutarı iki milyon ton bombanınkine eşit, yani tüm İkinci Dünya Savaşı bombalarının tahrip edici gücü bir tek bombanın içinde! Şu anda on binlerce nükleer silah depolanmış durumda. 1990'larda Sovyetler Birliği'yle ABD'nin stratejik ve bombardıman güçleri, kendilerine yer yüzünde 15.000 hedef seçmiş olacaklar. Demek oluyor ki, yerküremizde geleceği garantili hiçbir bölge yok. Birer ölüm dehası örneği olan ve patlamak için bir düğmeye basılmasını bekleyen bu silahlardaki enerji 10.000 megatonu aşıyor. Bu tahrip gücü İkinci Dünya Savaşı'ndaki gibi 6 yıllık bir savaş dönemine dağıtılmış olmuyor. Yeryüzündeki her aileye İkinci Dünya Savaşı'nın semt tahrip eden bir bombası düşüyor. Ya da şöyle diyelim: Kasvetli bir günün yalnızca öğleden sonrasında bir İkinci Dünya Savaşı dehşeti yaşanacak.
Bilim
Ne denli kocaman olmalı gökyüzündeki o küreler... Ve iktidar oyunlarımıza, gemi seferlerimize ve tüm savaşlarımıza sahne olan şu yerküremiz de ne denli küçük olmalı onlarla kıyaslanınca. Şu küçücük yerkürenin zavallı bir köşesinin efendileri olma uğruna bunca insanın hayatına kıyan krallarla prensler için göz önünde tutulması gereken, üzerinde düşünülmesi şart olan bir nokta bu. Christiaan Huygens, Gezegenlerdeki Dünyalar, Sakinleri ve Ürünlerine İlişkin Yeni Bağlantılar, yaklaşık 1690
Bilim
Reklam