Lɛdʒbɛrc

Herman Hesse bu kitabında ideal ve kutsanmış, iyi bir insan yokturu anlatıyor. Kitap da şöyle bir cümle geçiyor; "İnsan, yüz zardan oluşmuş bir soğana, pek çok iplikten oluşmuş bir kumaşa benzer." diyor. Yani Hesse diyor ki insan kişiliğinin oluşması bir inşaa sürecidir. Yıkımlar ve yeniden yapımlardan oluşur. Bu da insanların kendi eylemlerini sorgulatır. Rollerimizin hepsini dengede yürütebilmemiz hayatın akışını kolaylaştırır. Hesse insanın cennet ve cehennemleri diye anlattığı bu kişilik inşaasında bu yıkım ve yeniden yapımlar meselesinde ulaşmak istediğimiz şeyin aslında eve varmak olduğunu anlatıyor ve yolculuk boyunca kılavuzun kalbimiz olduğunu dile getiriyor. Yani bu kişilik inşaasında insan kalbinin dilediği gibi hareket ettiğinde birçok benliği ile karşılaşabilir sonuç olarak yıkım ve yeni yapımlardan oluşan insan ruhunun içeriğinde ki bu benlikler ile tanışmak biz faniler için çok da kolay değildir. "Kişiliğiniz içine kapatıldığınız bir hapishanedir." demiş Herman Hesse bu sözden yola çıkarak insanın derin yalnızlık, anlaşılamama duygusu ve kendi içerisinde çatışmalarla dolu hayatı sorgularken içimizdeki diğer ben ile karşılaşırız. Bugüne kadar görmezden gelinen bir ruh ile karşılaştığımızda içinizdeki Bozkırkurdu kendini açığa vurur. Kitaba bir ara vererek biraz yazardan bahsetmek istiyorum; Hesse insana dair, yaşama dair çok öz ve temel şeylerden bahsedip başarılı bir şekilde biz okuyucuya aktaran nadir yazarlardan biri. Hesse de beni en çok etkileyen şey insan merkezli bir yazım dilini kullanıyor ve eril dili kullanmıyor olması. Üstelik Hesse iki dünya savaşı görmüş insanlık tarihinin en korkunç dönemlerini, en korkunç olaylarına tanık olmuş. Buna rağmen çok yumuşak bir dili var, çok hümanist bir dili var. Ama insanı merkezini almayıp doğayı ve diğer
İnceleme
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ürkek bir serçe gibi eğme başını Kaldır başını ve dimdik dur Bu senin değil,ülkemin ayıbı Hırpalanmış yerlerinden öperim çocuk Nazım Hikmet Ran
Neden
Bilmem neden tutkunum sana Neden yangınım ölesiye Her sabah gözlerimi açınca Neden ilk sen gelirsin aklıma Yaşamaktan önce Neden sensiz soğuk ellerim Söyle neden İçim üşüyor sensiz her gece Bir ay doğar yücelerden, yücelerden Beni seni düşünürüm Ay ışığı olur dolarsın içime Bir bulut geçer göklerden Ben seni hatırlarım Bulut bulut yağarsın gözlerime Sonra serin bir rüzgâr eser Bir martı süzülür enginlere Seni özlerim neden Bahar geldi bak Ağaçlarda bir cümbüş, bir kıyamet Şen şakrak dallarda kuşlar Benim içimde bu kahır, bu hüzün neden Neden bu sel gibi gözyaşları Bu ümitsizlik neden Gel artık Gel de bir bak gözlerimin içine Her şeyi anla sevdiğim Ben söylemeden
Sayfa 52 - Everest·Kitabı okudu
Şiir
"Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. Bir kokusu var, bütün çiçeklere değişmem. Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz. Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam, seni özlediğim içindir. Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. Yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir. Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!"
Sayfa 124 - Everest yayınları·Kitabı okudu