Hastalık sürecinde evebeynin tutumu, özellikle ciddi hastalıklarda, çocuğun dikkatini çeker. Raşitizm, grip, şiddetli öksürük, yüksek ateş, sürekli baş ağrısı gibi çocuk hastalıklarında ebeveynin dikkatsizce gösterdiği endişeli haller hastanın dikkatini çeker, çocuk kendisine daha çok ihtimam gösterilmesini ister ve kendini çok önemli biriymiş gibi görmeye başlar, aynı zamanda olduğundan daha çok hasta olduğu eğilimi gösterir, şikayet eder. İyileşme sonucu şımartma olayı biterse, çocuk çoğu zaman inatçı olur, sürekli hastalıktan, yorgun olduğundan, iştahsızlıktan söz eder ya da hiçbir neden yokken sürekli öksürür.
Bu belirtiler çoğu zaman , yanlış olarak, hastalık sonrası normal durum olarak görülür. Bu tip çocuklar hayatları boyunca hastalıklarının anısına bağlı yaşama eğilimi gösterirler. Böyle davranarak hoşgörü görmek ya da mazur görülmek istediklerini ima ederler. Böyle durumlarda, dış koşullarla kusurlu, hatalı temas sonucu, duygularda ve etkilerinde sürekli bir artış görülmesi olasılığı da ihmal edilmemelidir.
Diğer şıklar senin varlık alanına kattığın şeyler. Kaybettiğin hiçbir şeye ağlamanın anlamı yok anlıyor musun? Sevdiğin kadını sokaktaki kadınlardan ayıran anlamı sen ona kattın. Olmasa da bir şey değişmeyecek. Hayatı kalabalıklaştırdıkça içinde kayboluyorsun. Kendi kalabalıklarının arasında kutsallarını yitirdin.
"Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur , anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size: Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. bİr yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan, bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım...”