Derviş Orhan

Derviş Orhan
@_Kalender_
Sükut gibi münzevi, çığlık gibi hür !
İnşaat Mühendisi
Lisans
İzmir
İstanbul, 25 Mayıs
44 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Yoksul ve orta sınıf ilk önce lüks harcamalar yaparken zenginlerin lüksü en son satın almaları önemli bir farktır. Yoksul ve orta sınıf lüksü kendi terleri, kanları ve çocuklarına bırakacaklar mirayla satın alırlar.
Sayfa 155 - ALFA
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Birçok insanda eksik olan, finansal eğitimdir. Onun için mesleklerinde başarılı olsalar bile, hala parayla mücadele ederler. Nasıl para kazanacaklarını öğrenmiş olabilirler, oysa parayı nasıl idare edeceklerini öğrenmemişlerdir. İnsanlar eğitimli bile o olsalar, finans konusunda cahil olabilirler. Para için çok çalışmayı öğrenmişlerdir ama parayı kendileri için çok çalıştırmayı öğrenmemişlerdir.
Sayfa 127 - ALFA
"Benim parayla işim olmaz, " diyen o kadar çok kimseyle karşılaştım. Yine de günde sekiz saat çalışmadan edemezler. Bu gerçeği reddetmektir. Eğer parayla işleri olmasaydı çalışırlar mıydı? Böyleleri parayı istifleyenlere göre daha da ruhsal hastalıklıdır.
Sayfa 60 - ALFA
Ekonomi
Türkiye ile öteki geri kalmışlardan herhangi birini yan yana koysak, arada tarihin ve kültürün yarattığı büyük farklılık olacaktır. Ancak, geri kalmışlığın incelenmesinde, toplumun tarihi gelişme sürecinde aldığı yol ve başlangıç noktasıyla vardığı yer önemlidir. Bu açıdan, Türkiye bir Mozambik'ten, Kongo'dan, Guatemala'dan çok daha geri kalmıştır. Çünkü Mozambik her zaman aynı Mozambik olmuştur. Kongo aynı Kongo, Guatemala aynı Guatemala. Türkiye ise belirli bir dönemde öteki ülkelerle kıyaslandığında en ileri bir noktada gözükmektedir. Sonra gerilemeye başlamış, gerileye gerileye günümüze, aynı kıyaslama yapılınca çok arkada gözüken bir yere varmıştır. Yani, kavramın dinamik anlamıyla, tam bir geri kalmış ülkedir.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
13. Yüzyıla ait bir seks anlatısı
Oğlan, kızı alıcı kuş gibi kaptı, kaldırıp yatağa vurdu, koca Tanrı yarattı demeyip yolup soyup bastırdı. Önceleri nazlanıp istemeze vurup kaçınan kız, giderek oğlanın tadını alıp kızıp azıp bunca yılın ergen açlığı kabarıp doyması kalmayıp koşuldu. Darısı hepimizin başına, hey avrat takımı, bunlar, böylece ırağından yakınından sürüştüler, gizli yerlerinden elleştiler, dil verip dil alıp emiştiler, üstte altta boğuşarak eziştiler. Sönmez ateşlere girip çıkıp bunalıp gök terlere batıp ayılıp soluklanıp soluklanıp daldılar, otuz iki oyunu ve de yirmi bir düzeni ardı ardına ulayıp 'Pes edene yuf', diye ant içip dilden elden belden düşene kadar uğraştılar. İkisi de inatlaşıp pes etmedi. Halden düşüp biri sağa biri sola devrildi. Ķızdır aklı başına gelmesiyle başladı çırpınıp yolunmaya...'Bre kavat kızı anaaa... Bunun tadı böyleymiş de neden beni ere vermedin on birimde, on ikimde? Neden beklettin on dördüme kadar?' diye sövdü siydi, yemin içti ki ölene dek helallik vermeye anası gavura...
Sayfa 487 - Ketebe Yayınevi·Kitabı okudu
İlişkiler