O FORTUNA

O FORTUNA
My name is Giovanni Giorgio but everybody calls me Giorgio.
On derviş yatar bir kilime İki padişah sığmaz bir iklime Sa'di Şirazi
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Barut çağının "küresel cephaneliği" 1500-1800 ara­ sında bozkır savaşçılarının askeri üstünlüğünü sona erdirmişti. 16. yüzyıla gelindiğinde, kabile mikropoli­tikası ile imparatorluk makropolitikası arasındaki di­yalektik bir yandan İç Asya kabile oluşumlarını öğütüp bu kabilelerden gelenlerin birçoğunu bir yandan ortak Tatarlar adıyla bozkıra fırlatıp atarken, diğer yandan da Anadolu'da modern, kabile kimliğini özde kaybet­miş bir etnik Türk grubunun temelini atmıştı. Sade­ce Türkler değil, Asya boyunca yerli halklar son büyük imparatorlukları kurdular. İç Asya bu momenti koru­yamadı ve Cengiz hanedanının mirası 18. yüzyılda tü­kendi. İç Asya'daki Türk halkları ve diğer yerli halklar, nihai olarak imparatorluk kurma inisiyatifini yabancı ellere kaptırdıklarını görecek ve bunun bedelini paha­lıya ödeyeceklerdi. Güneylerinde, Osmanlılar, Safeviler ve Hindistan'daki Timurlu-Mugaller imparatorluk inşa etmeyi sürdürdüler, böylece İslam uygarlığı tarihinde yeni bir sayfa yazdılar. Sınır bölgesinde bir mikro siya­si birimken merkezileşen bir makro siyasi birime doğru dikkate değer bir değişim geçiren, sonra ayan sistemiyle merkezden yönetimden uzaklaşıp 18OO'den sonra tekrar merkezileşen Osmanlı İmparatorluğunda, Safeviler çö­küp Mugaller Hindistan'ın kontrolünü ellerinden kaçır­ dıktan sonra bile, Türk-İslam siyasi geleneği gelişimini sürdürdü. Bir sonraki büyük dönüşüm 19. yüzyılda gö­rülecek, Türk halklarının dünyası modernliğin yeni yeni ortaya çıkmakta olan küresel bütünlüğüne eklemlene­cekti. Türk toplumlarının dokusundaki girift desenler­ de, Türk-İslam mirasına özgü motiflerin yanı sıra küre­sel modernliğin standart motifleri de yer alacaktı.
Tarih
—Safevi, Osmanlı ve Mugal— Bu im­paratorluklar eskiden yükselme ve gerileme açısından analiz edilirlerdi; ama kökleri İç Asya'nın göçebe kabile mikropolitikalarında olan devletler için, göçebe siyasi bi­ rimlerinin, kurulmalarından hemen sonra birkaç kuşak içinde yükselen ve alçalan karakteristik yaşam döngüle­ri bize daha uygun bir analoji sunabilir. İbn Haldun'un Kuzey Afrika'da göçebe devlet oluşumu incelemesinden çıkarsadığı gibi, bu bir yoksulluktan servete ulaşmanın, sonra yine yoksulluğa dönüşün öyküsüdür; her yeni fatih ordusuyla gelip şehirleri ele geçirir, lüks hayata gömülür ve bir sonraki fetih dalgasının avı olur. Belirli bir zaman diliminde, bu siyasi birimlerin en büyük zaafının ikta sis­temindeki bölücü eğilimler olduğu görülür; yani eskiden otlakların parça parça dağıtılması gibi, yeni imparator­luğun eyaletleri de hükümran hanedanın üyelerine dağı­tılmaktadır. Ancak Osmanlılar, belki de benzersiz şekilde, eski hanedanların uygulamalarından, böyle bir parçalan­madan her ne şekilde olursa olsun kaçınılması gerektiği dersini çıkarmışlardı.
Tarih
O bilim defterinden bir fal açtım geçende Ansızın o defterin neler gördüm içinde Halden anlayan biri yorumladı falımı Dedi: Ay yüzlü güzel, bir de yıl gibi gece
Şiir
Ew dunya ronik bû, lê bû tarî Û ji dêmê wî, jehra reş dibarî
Kurdî