Karanlık. Hâlâ karanlık.
O gece bir daha hayatımda asla böylesi bir karanlığın olmayacağını düşünüyorum. O mutlu günlerimde düşünmediğim bir gerçek var oysa. İnsan karanlıkla bir kere tanıştı mı, bir daha istese de kurtulamıyor ondan.
Öyleyse bana yeniden o zamanlarımı ver,
Henüz olgunlaşmakta olduğum dönemleri:
Bir arada sıkışıp kalmış şarkıların,
Hep yeniden doğduğu,
Sislerin dünyamı perdelediği,
Tomurcukların henüz mucizeler vaat ettiği,
O zamanlar ki, binlerce çiçeği koparmışım sapından,
Vadileri baştan aşağı kaplayan.
Sahip değildim hiçbir şeye ama yetiyordu bana,
Gerçeği aramak ve yanılgının hazzı.
Gem vurmadan o güdüleri,
○ derin, acılarla dolu mutlulukları,
Nefretin gücünü, aşkın kudretini
Ver bana geri, gençliğimi!
Bütün bu hikâyenin içinde benim rolüm neydi, diye düşündüm hep. Benim repliklerimi kim yazmıştı, mizansenlerimi kim belirlemişti? Sahneye hangi taraftan gireceğime, uslu kızı oynarken neler giyeceğime, içimdeki kötülüğü kusmaya başladığımda nelerden soyunacağıma kim karar vermişti?