Daha önce fazla kitap okumuyordum. Kitaplar evimizde pek sık görülmezdi ekmeğin daha önemli olduğu düşünülürdü. Karnımızı doyurmak zihnimizi doyurmaktan daha önemli bir işti.
-"hiç bir hayal seni kurmaya yetmiyor."
-"yokluğunun gürültüsünden sağır olacağım."
Bazen gerçeği görür, kabullenmek istemeyiz. Bazen tutunabilmek için gerçeği ararız.
Bazen de yaşanan her olayda tek gerçek varmış
Gibi düşünürüz.
Oysa gerçek herkese göre farklıdır..
BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR...
Çıkardığınız her sesin duyulduğunu, karanlıkta olmadığınız sürece her hareketinizin gözetlediğini varsayarak yaşamak zorundayız; zorunda olmak ne söz, artık içgüdüye dönüşmüş bir alışkanlıkla öyle yaşıyorsunuz...
"sana hiç bir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiç bir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim. Ve hiç bir zaman huzur ya da mutluluk vadetmedim. Sana ancak bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. Sana sunduğum tek gerçeklik savaşım. Ve sağlıklı olmak, gücünün yettiği kadarıyla, bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir. Ben yalan şeyler vadetmem hiç. Kusursuz, güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır... Üstelik böyle bir dünya çok can sıkıcı bir yer olur."