Biliyordum her şeyi; fakat bildiğinle teselli bulmak ise bilinesi başka bir şeydi. Acının teselli mendili zamanın eline verilmişti. Olayları kadere, kederini zaman nehrine atmak gerekirdi.
Ne çok derdi var insanların. Benim de var ama insanların daha çok sanki. Bana bazen öyle geliyor ki dünyanın en büyük derdi benim içimdeymiş, bazen de geliyor ki hiç gamım kederim yokmuş.
Bir akşam birlikte yemeğe gittik babamla. Biz otururken yaşlı bir adam babamın omzuna dokundu. Arkadaşının babasıymış. "Nasılsın Faruk Amca?" diye sordu babam. “Ne olsun be Nevzat, yavaş yavaş ölüme yürüyoruz işte" dedi adam. Sonra gitti Faruk Amca. Babam arkasından "Onu öldürecek olan şeyin yaşlanmak olduğunu zannediyor" dedi, "oysa insanı yavaş yavaş öldüren şey yanlış bir evliliktir."