"Şimdi tutturduğum yolu sonuna dek sürdürmek zorundayım; okumazsam, kendi bildiğim gibi çalışmazsam, hiçbir şey yapmazsam, aramaktan vazgeçersem, işte o zaman yok olurum. En acı yazgı olur benimki."
Tam olması gereken yerde hayatıma dahil olan kitapları çok seviyorum. Yani yazarı hayatta olsa bu kitabı yazdığı için teşekkür etmenin bir yolunu arardım.
Son günlerde birkaç defa okuyup birkaç defa dinledim. Ardından bir tane de doktorum için aldım ve ona da hediye ettim. Psikopatlık derecesinde dadandığım hikâyenin bu olması da normal değil farkındayım ama gündemime son derece uygundu.
Kitapla ilgili yapılan incelemelerde burnun neyi temsil ettiği farklı şekillerde değerlendirilmiş, farklı anlamlar yüklenmiş. Hangisinin doğru olduğunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz ve aslında bu durum her okuyana buruna kendi hikâyesinden rol biçme şansı sunuyor. Kısacık bir hikâye ama bir hikâye hayatınızla ilişkilendirebiliyorsanız yeterince uzundur.
Bilginin o engin dünyasında, artık evine dönemeyecek kadar ilerilere uzanmıştı. Öte yandan o da bir insandı, başkalarıyla beraber olmaktan hoşlanıyor ancak bu ihtiyacını tatmin edemiyordu. Kendine yeni bir ev bulamamıştı.